2 Ekim 2019 Çarşamba

VENÜS BULUŞMASI, 26 Ağustos 2082, Çarşamba


Meri, Kara'nın Met'le yakınlaştığı bölümlerden özellikle uzak durmaya, bunları görüp bilmemeye, öğrenip hissetmemeye, kavrayıp yaşamamaya çalışıyordu. Koyduğu bu sınırlamaların amacına ulaşmasını engelleyebilecek zorluklar getirdiğini anlaması çok zaman almadı. Met'i ve Kara'yı daha iyi tanımasını sağlayacak ayrıntıların da peşine düşmeye karar verdi. Kara'yla Met'in yakınlaşmalarını görmenin verdiği acı onu şaşırtıyordu. Kıskançlık, çağlar öncesinden gelen bir dürtü olmalıydı, büyük bir olasılıkla yaşama isteğinden ve tehlikelerden uzak durma ve yakınındakileri koruma güdülerinden kaynaklanıyordu. Meri, Met'i tanıyordu, seviyordu, güveniyordu, olaylar ve Kara artık geride kalmıştı, Kara'nın yaşamlarında bir yeri olamayacağını biliyordu. Önce Kara ve Met'in özel yakınlaşmalarını merak etmediğine kendini inandırarak Ten'deki o sayfalardan uzak durmuştu. Sonra bazı bilgilerin gerekli olabileceğini görünce ilgili bölümlere bakmış, bedeninin ve bilincinin verdiği tuhaf tepkiler nedeniyle geri çekilmişti. Met'in Kara'yla birlikteliğini görmeye dayanamıyordu. Hele Met Kara'dan etkilenmiş görünüp isteklerine karşılık veriyorsa bedeni bir anda çözülüveriyor, neredeyse algılayıp düşünemez oluyordu. Sanki yaşamının anlamı bir anda bitiyordu, sanki soluk alamıyordu. "Bu çağda bile aşk acısı böyle bilinmez ve anlaşılmaz olabilir mi?" diye düşünmüştü Merilia. Sonunda bu duygularla başa çıkması ve tüm bilgilere ulaşması gerektiğine karar verdi. Başlangıçta çok zorlandı. Yine de dayanmayı başardı. Met'in Kara deneyiminin en özel bölümünü yaşadı.

Met ve Kara arasında olanların çoğu o ilk olağanüstü yemek sırasında yaşanmıştı. Meri'nin olabildiğince görmemeye, bilmemeye, hissetmemeye çalıştığı ilk ilişkileri de. Met'in ve Kara'nın tutkuları Venüs'ün ateşiyle birleşmişti. Meri karmaşık duygularla ve acı içinde, Met ve Kara'nın sıcak bütünleşmesindeki gizli ayrıntıları bir ipucu bulmayı umarak görmeye çalıştı.

Met'le ilk birlikteliklerini Kara niçin Venüs'te yaşamak istemişti? Meri, bu sorudan çok bu deneyimin Met'te nasıl bir etki bıraktığını merak ediyordu. Met Meri'yi Venüs'e götürmek istese, orada bir deneyim yaşasalar Meri çok etkilenirdi. Kara'nın Met'in üzerindeki izleri ne olmuştu?

Met kendini bir anda bir ateş denizinin içinde buldu. Korktu. "Kara, nerdesin?" diye fısıldadı. "Beni bırakma." Çok sıcaktı ve sıcaklık sürekli yükseliyordu. Met'e yıllar gibi gelen saniyeler geçti. "Kara!" diye bir çığlık attı Met. Kara, Met'in kulağına fısıldadı. "Yanındayım sevgilim" dedi. "Her yanındayım, bedenini saran sıcaklık benim, beni hissetmiyor musun?" Sıcaklık artıyor ama Met'i yakmıyordu. Kulaklarında Kara'nın dudakları vardı. Venüs'ün sıcaklığını Met'in bedenine taşımaya başladılar. Met'in Kara'yı görmek, dokunmak, sarmak, öpmek için duyduğu karşı konulmaz istek teninin her noktasını titretti. Kara bu anda ateş denizinin içinde belirdi. Met'i gezegenin üzerine yatırdı. Met, Kara'nın uzayın karanlığına doğru yükselen bedenine istekle bakıyordu. "Geliyorum sevgilim" diye fısıldadı Kara. Eğildi. Met'in bedeninin her noktasını öpmeye, çıkardığı seslere eşlik etmeye başladı. Met gözlerini kapattı. "Ne güzel bir oyun getirmişsin sevgilim bana" diye fısıldadı. Kara'nın programı kusursuzdu. Bedenlerinin ve bilinçlerinin her noktasını tenlerinde hissediyorlar, yaşayabilecekleri en güzel ayrıntıları birlikte keşfediyorlardı. Met artık Kara'yla bütünleşmek için büyük bir istek duyuyor, doğruluyor, onu tutmaya, dokunmaya, yönlendirmeye çalışıyor, ama başarılı olamıyordu. "Bekleyeceksin sevgilim" diyordu Kara. "Bu benim oyunum, yalnızca izin verdiklerimi, istediğim kadar yapacaksın." Kara Met'in kendisine dokunmasından çok ona özgürce dokunabilmek, keşfedebilmek istiyordu. Bu dokunuşlar da Met'e büyük bir zevk veriyordu. "Kara, sevgilim, sanki yıllardır seni beklemişim" diyordu. Bu sözler Kara'yı hemen etkiliyor, Met'i daha büyük bir coşkuyla okşuyor, Met yükselen çığlıklarını tutamıyordu. "Ne güzel bir oyun hazırlamışsın bana sevgilim" diyordu Met. Gözlerini kapıyordu. "Ne güzel bir oyun. Ne güzel bir oyun." İnliyor, çığlıklar atıyordu. Bu güzelliğin zirveye ulaşması, sonsuz bir mutlulukla bitmesi için sabırsızlanıyordu. Sonunda Kara'nın hareketleri hızlandı. Kendini tutamaz oldu. Artık Met'le buluşmalıydı. Kara, oyununun son perdesine başladığında Met artık kendini tümüyle ona bırakmıştı. Bir anda, beklenmedik bir şey oldu. Kadının bedenindeki esrarengiz bir uzantı Met'in cinselliğine uzanarak sarmış, kaygan bir yumuşaklıkla yakalamış, Met'i ele geçirmişti. Met'in beklemediği bir yenilik, ikisini eşitleyen bir oyundu bu. "Seninim artık" diye fısıldadı. "Beni, tenimi, bedenimi, her yanımı aldın. Artık seninim. İstediğin gibi sev beni." Tutkuyla Kara'ya yaklaşmak istemiş, Kara durdurunca gerilemişti. "Yavaş sevgilim" diye fısıldamıştı Kara. "Benim istediğim anda, usulca, birlikte büyük bir güzellik yaşayarak, o an geldiğinde." Met beklemişti. Kara usulca hareketlenmiş, sıcaklığı Venüs'ün sıcaklığını geçince çığlıklar atmış, Met'i de aynı anda ateş denizine götürmüştü.

Merilia ara verdi. Öğrendiklerinin Met'in belleğini geri kazanmasına yararı olur muydu bilmiyordu ama devam etmek için kendisinin biraz zamana ihtiyacı vardı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder