Meri, Kara'nın Met'le
yakınlaştığı bölümlerden özellikle uzak durmaya, bunları
görüp bilmemeye, öğrenip hissetmemeye, kavrayıp yaşamamaya
çalışıyordu. Koyduğu bu sınırlamaların amacına ulaşmasını
engelleyebilecek zorluklar getirdiğini anlaması çok zaman almadı.
Met'i ve Kara'yı daha iyi tanımasını sağlayacak ayrıntıların
da peşine düşmeye karar verdi. Kara'yla Met'in yakınlaşmalarını
görmenin verdiği acı onu şaşırtıyordu. Kıskançlık, çağlar
öncesinden gelen bir dürtü olmalıydı, büyük bir olasılıkla
yaşama isteğinden ve tehlikelerden uzak durma ve yakınındakileri
koruma güdülerinden kaynaklanıyordu. Meri, Met'i tanıyordu,
seviyordu, güveniyordu, olaylar ve Kara artık geride kalmıştı,
Kara'nın yaşamlarında bir yeri olamayacağını biliyordu. Önce
Kara ve Met'in özel yakınlaşmalarını merak etmediğine kendini
inandırarak Ten'deki o sayfalardan uzak durmuştu. Sonra bazı
bilgilerin gerekli olabileceğini görünce ilgili bölümlere
bakmış, bedeninin ve bilincinin verdiği tuhaf tepkiler nedeniyle
geri çekilmişti. Met'in Kara'yla birlikteliğini görmeye
dayanamıyordu. Hele Met Kara'dan etkilenmiş görünüp isteklerine
karşılık veriyorsa bedeni bir anda çözülüveriyor, neredeyse
algılayıp düşünemez oluyordu. Sanki yaşamının anlamı bir
anda bitiyordu, sanki soluk alamıyordu. "Bu çağda bile aşk
acısı böyle bilinmez ve anlaşılmaz olabilir mi?" diye
düşünmüştü Merilia. Sonunda bu duygularla başa çıkması ve
tüm bilgilere ulaşması gerektiğine karar verdi. Başlangıçta
çok zorlandı. Yine de dayanmayı başardı. Met'in Kara deneyiminin
en özel bölümünü yaşadı.
Met ve Kara arasında
olanların çoğu o ilk olağanüstü yemek sırasında yaşanmıştı.
Meri'nin olabildiğince görmemeye, bilmemeye, hissetmemeye çalıştığı
ilk ilişkileri de. Met'in ve Kara'nın tutkuları Venüs'ün
ateşiyle birleşmişti. Meri karmaşık duygularla ve acı içinde,
Met ve Kara'nın sıcak bütünleşmesindeki gizli ayrıntıları bir
ipucu bulmayı umarak görmeye çalıştı.
Met'le ilk
birlikteliklerini Kara niçin Venüs'te yaşamak istemişti? Meri, bu
sorudan çok bu deneyimin Met'te nasıl bir etki bıraktığını
merak ediyordu. Met Meri'yi Venüs'e götürmek istese, orada bir
deneyim yaşasalar Meri çok etkilenirdi. Kara'nın Met'in üzerindeki
izleri ne olmuştu?
Met kendini bir anda bir
ateş denizinin içinde buldu. Korktu. "Kara, nerdesin?"
diye fısıldadı. "Beni bırakma." Çok sıcaktı ve
sıcaklık sürekli yükseliyordu. Met'e yıllar gibi gelen saniyeler
geçti. "Kara!" diye bir çığlık attı Met. Kara, Met'in
kulağına fısıldadı. "Yanındayım sevgilim" dedi. "Her
yanındayım, bedenini saran sıcaklık benim, beni hissetmiyor
musun?" Sıcaklık artıyor ama Met'i yakmıyordu. Kulaklarında
Kara'nın dudakları vardı. Venüs'ün sıcaklığını Met'in
bedenine taşımaya başladılar. Met'in Kara'yı görmek, dokunmak,
sarmak, öpmek için duyduğu karşı konulmaz istek teninin her
noktasını titretti. Kara bu anda ateş denizinin içinde belirdi.
Met'i gezegenin üzerine yatırdı. Met, Kara'nın uzayın
karanlığına doğru yükselen bedenine istekle bakıyordu.
"Geliyorum sevgilim" diye fısıldadı Kara. Eğildi.
Met'in bedeninin her noktasını öpmeye, çıkardığı seslere
eşlik etmeye başladı. Met gözlerini kapattı. "Ne güzel bir
oyun getirmişsin sevgilim bana" diye fısıldadı. Kara'nın
programı kusursuzdu. Bedenlerinin ve bilinçlerinin her noktasını
tenlerinde hissediyorlar, yaşayabilecekleri en güzel ayrıntıları
birlikte keşfediyorlardı. Met artık Kara'yla bütünleşmek için
büyük bir istek duyuyor, doğruluyor, onu tutmaya, dokunmaya,
yönlendirmeye çalışıyor, ama başarılı olamıyordu.
"Bekleyeceksin sevgilim" diyordu Kara. "Bu benim
oyunum, yalnızca izin verdiklerimi, istediğim kadar yapacaksın."
Kara Met'in kendisine dokunmasından çok ona özgürce dokunabilmek,
keşfedebilmek istiyordu. Bu dokunuşlar da Met'e büyük bir zevk
veriyordu. "Kara, sevgilim, sanki yıllardır seni beklemişim"
diyordu. Bu sözler Kara'yı hemen etkiliyor, Met'i daha büyük bir
coşkuyla okşuyor, Met yükselen çığlıklarını tutamıyordu.
"Ne güzel bir oyun hazırlamışsın bana sevgilim"
diyordu Met. Gözlerini kapıyordu. "Ne güzel bir oyun. Ne
güzel bir oyun." İnliyor, çığlıklar atıyordu. Bu
güzelliğin zirveye ulaşması, sonsuz bir mutlulukla bitmesi için
sabırsızlanıyordu. Sonunda Kara'nın hareketleri hızlandı.
Kendini tutamaz oldu. Artık Met'le buluşmalıydı. Kara, oyununun
son perdesine başladığında Met artık kendini tümüyle ona
bırakmıştı. Bir anda, beklenmedik bir şey oldu. Kadının
bedenindeki esrarengiz bir uzantı Met'in cinselliğine uzanarak
sarmış, kaygan bir yumuşaklıkla yakalamış, Met'i ele
geçirmişti. Met'in beklemediği bir yenilik, ikisini eşitleyen bir
oyundu bu. "Seninim artık" diye fısıldadı. "Beni,
tenimi, bedenimi, her yanımı aldın. Artık seninim. İstediğin
gibi sev beni." Tutkuyla Kara'ya yaklaşmak istemiş, Kara
durdurunca gerilemişti. "Yavaş sevgilim" diye
fısıldamıştı Kara. "Benim istediğim anda, usulca, birlikte
büyük bir güzellik yaşayarak, o an geldiğinde." Met
beklemişti. Kara usulca hareketlenmiş, sıcaklığı Venüs'ün
sıcaklığını geçince çığlıklar atmış, Met'i de aynı anda
ateş denizine götürmüştü.
Merilia ara verdi.
Öğrendiklerinin Met'in belleğini geri kazanmasına yararı olur
muydu bilmiyordu ama devam etmek için kendisinin biraz zamana
ihtiyacı vardı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder