Bakara, Kara'nın
üzerindeki basıncı yükseltti.
"Senin tanrınım"
diye fısıldadı. "Ne istersem yapmalısın. Bana itaat
etmelisin."
Kara gerçek duygularını
ve düşüncelerini anlamaya çalıştı. Onun için dünyayı
Bakara'nın fikirlerinden ve varlığından bağımsız olarak görmek
çok zordu. Ona her zaman hayranlık duymuştu, saygı duymuştu, ona
tapmıştı. Evreni ve kendisini anlamak için ihtiyaç duyduğu her
şeyi ondan öğrenmişti. Yaşam ve ölüm, hayatta kalmak için
kendini ve çevresini değiştirebilecek bir insan olmak, zaman ve
uzay, uzay ve zaman, galaksiler ve yıldızlar, güneşler ve
gezegenler, dünyalar ve farklı yaşam biçimleri. Bildiği her şey
Bakara'nın farklı araçlar ve yöntemlerle verdiği; teorik ve
pratik, tanımlı ve tanımsız, resmi ve resmi olmayan, planlanmış
ve anlık, tat ve acı veren, serbest ve bağlanmış, sınırlanmış
ve sonsuz, katı ve esnek, zinciri çözülmüş ve zincirlenmiş,
katı ve uçucu, akışkan ve yapışkan, bilinen ve bilinmeyen bilgi
parçaları üzerinde temellenmişti. Bakara, her türlü iletişim
olanaklarından yararlanan en gelişmiş eğitim teknolojilerini
kullanma konusunda kusursuzdu. Anmeri de farklı konularda özgül
eğitim paketleri tasarlamakta çok yetenekliydi ama onun verdikleri,
Bakara'nnın belirleyici mesajları ve istekleri kadar kesin değildi.
Bakara, Kara'yı tasarlıyor ve şekillendiriyordu. Anmeri, Kara'yla
etkileşime girmek için pek fırsat bulamamıştı. Ancak, Kara'nın
deneme ve tanık olma fırsatını bulduğu birkaç örnek onun
Anmeri'nin kişiliğini ve iletişim yöntemlerini anlaması için
yeterli olmuştu. Anmeri öğretim ve eğitim sözlerini
kullanmıyordu, yaptıkları için bir ad vermesi istendiğinde
çoğunlukla iletişim sözcüğünü seçiyordu. Anmeri Kara'ya
birkaç seansta çiçekleri ve suyu öğretmişti. Öğrenmiş
oldukları Kara'nın davranışlarında ve kişiliğinde beklenmedik
değişimlere yol açmıştı. Kara daha mutlu hissediyordu. Dünyayı
ve Bakara'yı farklı görüyordu. Gökyüzünü hissediyordu ve onun
altında neler olduğunu anlamak için yeni sorular soruyordu. Bakara
Kara'daki değişikliklerden hoşlanmamıştı ve kısa süre sonra
Kara'nın Anmeri'yle iletişim seanslarını yasaklamıştı.
Kara Bakara'nın
hareketlerinin sertliğini değiştirmeyeceğini bildiği halde
yalvaran bir sesle fısıldadı:
"Lütfen" dedi.
"Lütfen daha yumuşak, çok acıtıyor. Dayanamıyorum."
Kara'nın çaresizliği
onu eğitmekte olan Bakara'ya yalnızca daha fazla zevk veriyordu.
Zafer kazanmış bir tonla, yumuşakça konuşuyordu. Geçmişin ve
geleceğin öykülerini anlatıyordu. Sesi fısıltılar ve aşırı
bağırışlar arasında gidip geliyordu. Stratejisini ve
taktiklerini kusursuzca kontrol ediyordu, hareketlerinin ve
kullanmakta olduğu görişitsel etkilerin tasarımlarını sürekli
değiştiriyordu. Kara'nın tam kontrolünü almasını sağlayacak
daha iyi yollar bulmak için, onun tepkilerini büyük bir dikkatle
inceliyordu. Kara'nın duyularının davranışlarını anlamak için
tüm duyularını kullanıyordu. Kritik noktada Kara'nın
hissedebileceği acının ve hazzın mükemmel dengesini bulmaya
çalışıyordu. Kara'nın; yaşamına devam etmek için yeterince
serbest ve Bakara'nın otoritesini kabul etmek için yeterince
bağlanmış olması gerekiyordu. Onun gücünü tümüyle kabul
edebilmesi ve koşulsuz olarak itaat etmesi için, Bakara tarafından
kusursuzca verilen acıyı ve hazzı hissetmeliydi. Bakara
senaryosunu dikkatle uyguluyor ve Kara'nın zihninin ve bedeninin
işgalini tamamlıyordu. Zaferini garanti etmek için Kara'nın
tenindeki tüm kritik noktalarla etkileşime giriyordu. Kara'nın
zihninde kalıcı bir yapı kurmayı hedefleyerek onun tüm
duyularıyla iletişime geçerek konuşuyordu. Acının ve itaatin,
hazzın ve ve Bakaraizm'in seviyeleri yükseliyordu. Kara teninin,
bedeninin, zihninin, doğduğunda onda olanların ve sonradan bulmuş
olduklarının onu terk etmekte olduğunu hissediyordu. Kendi
varlığını bırakması, yaşamının geri kalan bölümünde
yalnızca onun bir parçası olması için; Bakara tarafından istila
ediliyordu. Bakara, Kara üzerindeki nihai zaferi için tüm
seviyeleri maksimuma çıkardı.
Kara, geleceğini
değiştirmek için son bir çabayla, haykırdı.
"Sen benim tanrım
değilsin. Sen kötüsün. Bir tanrı kötü olamaz. Bir tanrı
olmalıysa, Dostoyevski'nin tanrısı olmalı. İnsan bir tanrı
olmalı. İnsanlığın tanrısı olmalı."
Bakara, sert hareketlerini
ölümcül olabilecek kritik seviyelere çıkarırken, Kara'nın
gözlerinin derinliklerine baktı. Aşırı acı seviyelerinin
altındaki Kara'nın çaresiz çığlıklarını duymaktan mutlu
görünüyordu.
"İnsanlık bir tanrı
olabilmek için evrende çok küçük. Ben insanlıktan daha
güçlüyüm. Ben senin tanrınım. Bana itaat edeceksin. Seni
evrenin henüz bilmediğin diğer labirentlerine götüreceğim.
Senin için en iyisi bu olacak. Bana inan."
Kara, son eğitimini
tamamlamak için Bakara tarafından uygulanan aşırı kuvvetlere
karşılık vererek, çığlıklarının seviyesini çaresizce en
üstlere yükseltti.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder