2 Ekim 2019 Çarşamba

DOSTOYEVSKI'NİN TANRISI, 06.02.2084, Salı


Bakara, Kara'nın üzerindeki basıncı yükseltti.

"Senin tanrınım" diye fısıldadı. "Ne istersem yapmalısın. Bana itaat etmelisin."

Kara gerçek duygularını ve düşüncelerini anlamaya çalıştı. Onun için dünyayı Bakara'nın fikirlerinden ve varlığından bağımsız olarak görmek çok zordu. Ona her zaman hayranlık duymuştu, saygı duymuştu, ona tapmıştı. Evreni ve kendisini anlamak için ihtiyaç duyduğu her şeyi ondan öğrenmişti. Yaşam ve ölüm, hayatta kalmak için kendini ve çevresini değiştirebilecek bir insan olmak, zaman ve uzay, uzay ve zaman, galaksiler ve yıldızlar, güneşler ve gezegenler, dünyalar ve farklı yaşam biçimleri. Bildiği her şey Bakara'nın farklı araçlar ve yöntemlerle verdiği; teorik ve pratik, tanımlı ve tanımsız, resmi ve resmi olmayan, planlanmış ve anlık, tat ve acı veren, serbest ve bağlanmış, sınırlanmış ve sonsuz, katı ve esnek, zinciri çözülmüş ve zincirlenmiş, katı ve uçucu, akışkan ve yapışkan, bilinen ve bilinmeyen bilgi parçaları üzerinde temellenmişti. Bakara, her türlü iletişim olanaklarından yararlanan en gelişmiş eğitim teknolojilerini kullanma konusunda kusursuzdu. Anmeri de farklı konularda özgül eğitim paketleri tasarlamakta çok yetenekliydi ama onun verdikleri, Bakara'nnın belirleyici mesajları ve istekleri kadar kesin değildi. Bakara, Kara'yı tasarlıyor ve şekillendiriyordu. Anmeri, Kara'yla etkileşime girmek için pek fırsat bulamamıştı. Ancak, Kara'nın deneme ve tanık olma fırsatını bulduğu birkaç örnek onun Anmeri'nin kişiliğini ve iletişim yöntemlerini anlaması için yeterli olmuştu. Anmeri öğretim ve eğitim sözlerini kullanmıyordu, yaptıkları için bir ad vermesi istendiğinde çoğunlukla iletişim sözcüğünü seçiyordu. Anmeri Kara'ya birkaç seansta çiçekleri ve suyu öğretmişti. Öğrenmiş oldukları Kara'nın davranışlarında ve kişiliğinde beklenmedik değişimlere yol açmıştı. Kara daha mutlu hissediyordu. Dünyayı ve Bakara'yı farklı görüyordu. Gökyüzünü hissediyordu ve onun altında neler olduğunu anlamak için yeni sorular soruyordu. Bakara Kara'daki değişikliklerden hoşlanmamıştı ve kısa süre sonra Kara'nın Anmeri'yle iletişim seanslarını yasaklamıştı.

Kara Bakara'nın hareketlerinin sertliğini değiştirmeyeceğini bildiği halde yalvaran bir sesle fısıldadı:

"Lütfen" dedi. "Lütfen daha yumuşak, çok acıtıyor. Dayanamıyorum."

Kara'nın çaresizliği onu eğitmekte olan Bakara'ya yalnızca daha fazla zevk veriyordu. Zafer kazanmış bir tonla, yumuşakça konuşuyordu. Geçmişin ve geleceğin öykülerini anlatıyordu. Sesi fısıltılar ve aşırı bağırışlar arasında gidip geliyordu. Stratejisini ve taktiklerini kusursuzca kontrol ediyordu, hareketlerinin ve kullanmakta olduğu görişitsel etkilerin tasarımlarını sürekli değiştiriyordu. Kara'nın tam kontrolünü almasını sağlayacak daha iyi yollar bulmak için, onun tepkilerini büyük bir dikkatle inceliyordu. Kara'nın duyularının davranışlarını anlamak için tüm duyularını kullanıyordu. Kritik noktada Kara'nın hissedebileceği acının ve hazzın mükemmel dengesini bulmaya çalışıyordu. Kara'nın; yaşamına devam etmek için yeterince serbest ve Bakara'nın otoritesini kabul etmek için yeterince bağlanmış olması gerekiyordu. Onun gücünü tümüyle kabul edebilmesi ve koşulsuz olarak itaat etmesi için, Bakara tarafından kusursuzca verilen acıyı ve hazzı hissetmeliydi. Bakara senaryosunu dikkatle uyguluyor ve Kara'nın zihninin ve bedeninin işgalini tamamlıyordu. Zaferini garanti etmek için Kara'nın tenindeki tüm kritik noktalarla etkileşime giriyordu. Kara'nın zihninde kalıcı bir yapı kurmayı hedefleyerek onun tüm duyularıyla iletişime geçerek konuşuyordu. Acının ve itaatin, hazzın ve ve Bakaraizm'in seviyeleri yükseliyordu. Kara teninin, bedeninin, zihninin, doğduğunda onda olanların ve sonradan bulmuş olduklarının onu terk etmekte olduğunu hissediyordu. Kendi varlığını bırakması, yaşamının geri kalan bölümünde yalnızca onun bir parçası olması için; Bakara tarafından istila ediliyordu. Bakara, Kara üzerindeki nihai zaferi için tüm seviyeleri maksimuma çıkardı.

Kara, geleceğini değiştirmek için son bir çabayla, haykırdı.

"Sen benim tanrım değilsin. Sen kötüsün. Bir tanrı kötü olamaz. Bir tanrı olmalıysa, Dostoyevski'nin tanrısı olmalı. İnsan bir tanrı olmalı. İnsanlığın tanrısı olmalı."

Bakara, sert hareketlerini ölümcül olabilecek kritik seviyelere çıkarırken, Kara'nın gözlerinin derinliklerine baktı. Aşırı acı seviyelerinin altındaki Kara'nın çaresiz çığlıklarını duymaktan mutlu görünüyordu.

"İnsanlık bir tanrı olabilmek için evrende çok küçük. Ben insanlıktan daha güçlüyüm. Ben senin tanrınım. Bana itaat edeceksin. Seni evrenin henüz bilmediğin diğer labirentlerine götüreceğim. Senin için en iyisi bu olacak. Bana inan."

Kara, son eğitimini tamamlamak için Bakara tarafından uygulanan aşırı kuvvetlere karşılık vererek, çığlıklarının seviyesini çaresizce en üstlere yükseltti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder