2 Ekim 2019 Çarşamba

İNSAN YILANI, 9 Şubat 2084, Çarşamba


"Bana bir insan yılanı resmi çiz" dedi Met.

"İnsan yılanı" diye mırıldanarak birkaç kez tekrarladı Meri.

"İnsan yılanı" diyerek onayladı Met.

Meri çizdi. Met hemen itiraz etti.

"Fil yutmuş bir boğanın yılana dönüşmüş resmini istememiştim ki!" diyerek yaramaz bir çocuk gibi yeri tekmeledi, omzunu silkti, yüzünü buruşturdu, sırtını dönüp küstü. "İnsan yılanının resmini istiyorum!"

Meri bir kez daha denedi. Met yumuşadı. "Tamam" dedi. "Bu biraz benziyor ama ışıkla değil kâğıtla ve kalemle çizmeni istiyorum. İnsan yılanına dokunabilmek, kafamı bozarsa yırtıp atabilmek" istiyorum.

"İşte bu zor" dedi Meri. "Kâğıt bitti. Artık kimse, hiçbir yerde kâğıt bulamaz."

"İnsan bulabilir" diyerek buna da karşı çıktı Met. "İnsan her yerde, her zaman, her şeyi bulabilir. Bulduklarını görebilir. Gördüklerine inanabilir. İnandıklarını yok edebilir."

"Öyleyse kâğıdı da yok etmiş olmalılar, kâğıt artık yok, çoktan bitmiş olmalı" diyerek yüzünde büyük bir acıyla konuştu Meri.

"Kâğıt yoksa ve yazılıp çizilen her şey yalnızca ışıksa artık yaşam da yoktur" dedi Met. "Kağıdı yeniden bulmalısın."

"Ama yok" dedi Meri. "Onları hiçbir yerde göremedim."

"Bir yerlerde bir kâğıtlar vardı" dedi Met.

Meri içinde derinleşmiş, büyümüş, ölümsüzleşmiş büyük bir acıyla inledi.

"Kâğıtlar?" diye sordu umutsuzca. "Neredeydiler?"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder