2 Ekim 2019 Çarşamba

TEN OYUNLARI, 10.04.2084, Pazar


Meri kendi ten oyunlarının tarihini hatırlamaya çalıştı. Erken anıları kolaylıkla izlenebilir değildi. Daha sonraki anıları daha iyi erişilebilirdi. Son anıları, şu anda yaşamakta oldukları kadar berraktı. Oria, Met ve Kara; nihai anılarının oyuncularıydı. Annmeri, Bakara, Metiana ve Banoria; onları tanımlayan özgün karakterlerdi. Hepsi de yaşam ve aşk, öfke ve nefret oyunlarının nasıl oynanacağını onlardan öğrenmişti. "Cogito ergo sum" sözünün anlamını onlardan öğrenmişlerdi. Varlıklarını, onlardan kazanabildikleri anıların üzerinde tanımlamışlardı. Tarih, rastlantılar, önceden yazılmış kaderler veya zamanın ve uzayın kontrol edilemeyen hareketleri; belirli bir anda ve noktada, onların evrenleri olmak için kendi biçimlerini yaratmıştı. Hepsi de, kendi evrenleriyle tüm evren arasındaki gerçek ilişkiyi anlamaya ve bulmaya çalışmışlardı. Ama bu, kolay çözülebilecek bir bulmaca değildi. En iyi yollardan geçmek ve oyunlarını en iyi konumlarda ve en iyi anlarda terk edebilmek için çeşitli seçenekleri denemişlerdi.

Meri; Met, Kara ve Oria ile birlikte son ten oyunlarını oynamak için şimdi hep birlikte bağlanmış olduklarını hissetti. Belirli bir anda ve belirli bir noktada yaşamın anlamını görmek inanılmaz bir duyguydu. Evrenin sonsuz gücü tarafından bestelenmiş bir senfoni gibiydi. Meri sonsuz gücün hangisi olduğunu anlayamıyordu. Yaşam mı, ölüm mü? En üst anlarında ve noktalarında, yaşamın harikalarına hep hayranlık duymuş ve karşılığında ölümü kabul etmeye hazır bir duruma gelmişti.

Oyunun ne kadarının başkalarının yaptığı hareketlerden ve gönderdiği sinyallerden gelmekte olduğunu, ne kadarınınsa geçmişin anılarına ve yaratıcılığına dayanarak Meri'nin zihninde üretilmekte olduğunu anlamak kolay değildi. İlk andan sonra Meri nedenler ve sonuçlar üzerinde düşünmedi. Zihnini ve tenini Met'in, Kara'nın ve Oria'nın tenlerine bıraktı. Her birinin diğerleri için en iyi seçenek olduğundan emindi. Bu durum geçmiş ilişkileri ve bağlantıları sırasında gösterilmiş, anlaşılmış ve kanıtlanmıştı. Şu an yaşamakta oldukları, evrenin en iyi senfonisi dinlemek ve yaşamak gibiydi.

"Met, aşkım. Tenimde ve zihnimde hissettiğim Her dokunuşunla, benim için her zaman yaşamın anlamı oldun. Bağlanmanın anlamını senden öğrendim. Kara, tanrıçam. Beni ne kadar iyi anlıyorsun ve tüm arzularıma ve isteklerime nasıl harika cevap verebiliyorsun. Evrenle özgül ilişkimi seninle birlikte keşfettim. Oria, benim zayıf güçlü partnerim. Sınırlı kaynaklarını en iyi şekillerde kullanmak için geliştirdiğin güçlü yöntemlerin için her zaman sana saygı duydum. Hepinize teşekkür ederim. Hepiniz, her yeni anda ve noktada, yaşamıma yeni anlamlar getirdiniz.

Bu oyunlar sırasında sonlu bir ten üzerinde uygulanmakta olan sınırlı dokunuşların nasıl böyle güçlü ve etkili olabildiğini anlamak çok zordu. Meri, ebedi dünyadan gelen her dokunuşta varlığı için bir neden buluyordu. Her duygu tenindeki bir noktadan zihninin sonsuzluğuna zengin uyarılar gönderiyordu. Bedeninin ve varlığının değiştiğini hissediyordu. Evrenin sonsuzluğunu ve kusursuzluğunu yansıtan bir deneyim yaşıyordu. Bedenin ve zihnin bilinen anlamları değişmişti. Bedeni ve evren tarafından yaratılmış ebedi bir deneyim yaşıyordu. Tenini ve bedenini tanımlayan bilinen sözcükler anlamını kaybetmişti. Dudaklarında, omuzlarında, yanaklarında, kollarında, ellerinde, memelerinde, bacaklarının alt ve üst kısımlarında hissetmekte olduğu dokunuşlar. Teninin tüm noktalarında hissetmekte olduğu ve sözcüklerle tanımlanabilen, tarif etmek için asla bir kelime atanmamış başka nokta ve hareketler. Bunların tümü Meri'yi evrendeki harika bir andan ve noktadan alıyorlar, onu çok daha iyi bir an ve noktaya görüyorlardı. Meri kontrolsüz şekilde ve sürekli fısıldıyordu.

"Evet, evet, evet. Her zaman biliyordum ve şimdi tüm varlığımla inanıyorum. Evet, evet, evet. Bu yaşam. Yaşam bu. Seni seviyorum. Hepinizi seviyorum. Bu aşk. Evet, evet, evet. Aşk yaşam. Evet. Tanrı yaşam. Oh tanrım. Oh tanrım. Yaşam tanrı."

Meri, ten oyunlarının bir başka oturumunu tamamladıktan sonra yüzünde rahatlamış bir ifadeyle uyudu. Rüyasındaki uzun bir araştırma tartışması sırasında, yaşamın anlamı hakkında konuşuyorlardı. Kimin sözcüklerinin en akıllı fikirleri tarif ettiğine karar vermek hiçbir zaman kolay olmamıştı. Hiçbir zaman olmayacaktı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder