2 Ekim 2019 Çarşamba

ORİA'NIN ERKEKLİĞİ, 14 Nisan 2084, Cuma

"Erkekliğini avucumda tutuyorum" dedi Kara.

Oria, hem zevki hem acıyı yansıtan bir duyguyla şok olmuştu. Kara'nın eli, bacaklarının arasında yaşayan küçük çubuğu yakalamıştı. Atımları canlı ve esnekti. Ilıktı ve daha ılıklaşıyordu. Küçüktü ama büyüyordu. Kara'nın gözleri doğrudan Oria'nın gözlerinin içine bakıyordu. "Varlığını elimde tutuyorum diye fısıldadı Kara usulca sıkarken. Oria, dudaklarından başlayarak Kara'nın oyunlar dünyasına yayılan, hem zevki hem acıyı yansıtan yumuşak bir sesle inledi. Basıncın acısından kurtulmak istedi ama Kara'nın varlığını saran temasının verdiği zevki de almak istiyordu. Evrenin karanlık tehlikelerinin farkına vardıkça kendini hep yalnız hissetmişti. Şimdi onu yaşama bağlayan güçlü bir bağ hissediyordu. Kara'nın elleri ve kolları onu sarıyor be ona yaşamak ve hayatta kalmak için nedenleri getiriyordu. Kontrol eden bir anneyle ona destek olan bir baba arasında sıkıştığı umutsuz yılları hatırladı. Annesi Oria'yla oynamaktan her zaman hoşlanmıştı ama Oria'nın hoşlandığı ve oynamak istediği şekilde değil. Her zaman Oria'yı öpmeyi ve kucaklamayı çok sevmişti ama bir annenin yapacağı şekilde değil. Babasının onunla çok yakın bir ilişkisi vardı ama bir babanın oğluyla birlikte yapacağı etkinlikleri gerçekleştirmiyordu. Babası, Oria'nın annesini ona işkence ederken seyretmeyi çok seviyordu. Onlar, yapmakta olduklarının işkence olduğunu düşünmüyorlardı ama Oria o seansları hep nefret saatleri olarak adlandırmıştı. Kendi Evrenlerinde özgürce yapabilecekleri işlere engel olduğundan, Oria'yı varlığı için cezalandırıyorlardı. Babası onun el ve ayak bileklerini, evlerindeki duvarların değişik uzantılarına görünür ve görünmez bağlarla bağlıyordu. Duvarlar ve uzantıları yalnızca bireylerin bağımsız iradelerini ve arzularını kontrol etmek için değil, tasarlanmış alanlarda onları belirlenmiş geleceklerine götürecek önceden tanımlanmış yolları kullanarak yaşamaları konusunda eğitmek için de kullanılıyorlardı. Annesi sonra teninde ve zihninde dikkatle seçilmiş acı ve haz kalıpları uygulayarak Oria'nın bedeninin kontrolünü alıyordu. Oria'yı hareket edemeyeceği ve yaşayamayacağı şekilde tümüyle sabitlememeye ama aynı zamanda da bireysel varlığın anlamını anlayabileceği tek bir an için bile özgür bırakmamaya çalışıyordu. Seansları başlangıçta kısaydı ama eğitim ilerledikçe daha uzun oldular. Oria onların isteklerine göre nasıl davranması gerektiğini öğreniyordu. Annesi ve babası en iyi geleceğine doğru yürümesi için onu zorlamanın özgül yollarını keşfediyorlardı. Oria gelişiyordu ve çocukluğunu kaybediyordu. Annesi oğlu için acının ve hazzın doğru seviyelerini kusursuzca seçmek için daha becerikli bir kontrolcü oluyor, babasıysa Oria'nın eğitimi için annesini en iyi şekilde yönlendirebilmek için başlatma şoklarını kusursuzca uyguluyordu.

Oria tendeki birkaç noktadaki basit etkilerin, zihinlerde ve davranışlarda beklenmedik sonuçlara nasıl neden olabildiğini anlamakta hep güçlük çekmişti. Tendeki her noktanın farklı bir anlamı vardı. Bir noktadaki her temas tipinin zihinlerde tetiklenecek farklı yolları vardı. Yanağında hissettiği ilk öpücüğü hatırladı. Yumuşak ve ılık bir dokunuştu. Oria "Bu harika, hayat yaşamaya değer" diye düşünmüştü. Hatırladığı ilk sarılma "Şimdi oğlum, sen bir adam oldun, dünyamıza hoş geldin" diyen babasındandı. O anlardan sonra ilişkileri değişmiş ve daha karmaşıklaşmıştı. Annesiyle babasının arasında Oria'nın erkekliğini yaratan bir süreç gibi görünüyordu. ama hepsi için uzun ve zor görevdi. O zor dönemler sırasında Oria birçok kez her şeyi bırakmak ve ölmek istemişti. Annesine "Bu dünyadan nefret ediyorum" diyordu. Babasına biraz farklı yakınıyordu. "Kendimden nefret ediyorum." Eğitim süreci zordu ama Oria'ya en azından hayatta kalmak için gerekli minimum özellikleri kazandırmayı başarmışlardı. Kendini, annesini, babasını ve onlara çok yakın küçük evreni anlayabilmişti. Hazla acı arasında bir denge bularak yaşamasını öğrenmişti. Daha sonra Kara annesinin yerine geçmiş ve onu daha iyi bir gelecek için eğitmek üzere onun sorumluluklarını üstlenmişti. Meri, yaşamın Oria'nın önünde farklı bir dünya açan bir sürpriziydi. Oria Meri'yle deneyimi uzun sürmediği için hep çok üzülmüştü. Onun için özel olarak tasarlanan bir tenle, Ten Sistemi'nin en iyi destekçisi olarak Kara'ya dönmek zorunda kalmıştı.

Oria şimdi bir kez daha teninden zihnine ve zihninden tenine doğru atmakta olan yaşam dalgalarıyla şaşırıyordu. Tüm varlıklarıyla Kara'yı hissediyordu. Kara anlamanın ve dokunmanın ustasıydı. Yaşamın anlamıydı, her dokunuşta ve her anda daha iyi bir anlam oluyordu. Kusursuz bir analiz sistemiyle zihinlerini ve tenlerini keşfediyordu. Birlikte yaşadıkları her saniye, sonsuz sayıda yaşamları ve deneyimleri içeren çok bir süre oluyordu. Yeni dünyalara doğum vermek için yeni evrenler inşa ediyorlardı. Oria Kara'nın her duygusunu teninin her yerinde ve zihninde hissediyordu. Kara dokunuşlarını Oria'nın varlığındaki her yere doğrudan yerleştiriyordu. Her ikisine de yaşamın ve ölümün mükemmel zevklerini vermede tüm noktalar çok önemliydi ama aralarındaki temas gerçek bir büyüydü. Kara Oria'yı ellerinde tuttukça, Oria onun da parmaklarıyla, avuçlarıyla, kollarıyla ve bacaklarıyla Kara'yı tutmakta olduğunu hissediyordu. Gözleri ve dudakları özgül bireysel ve ortak öykülerini paylaşıyordu. Oria tüm varlığıyla Kara'nın içine giriyor ve ona bağlanıyordu. Kara geleceklerini ellerinde tutarak onu sarıyor ve ona kilitleniyordu.

"Erkekliğini avucumda tutuyorum" dedi Kara.

Oria yaşamın olağanüstü mucizelerini hissetti. Kendisini Kara'nın dileklerine ve arzularına bıraktı.

"Bana istediğin her şeyi yapabilirsin" diye fısıldadı hazzı ve acıyı dengeleyen bir duyguyla titreyerek. Oyunları bitene kadar sürekli inledi ve fısıldadı. "Seni seviyorum, seni istiyorum, seninle olmak istiyorum, seni her zaman isteyeceğim. Bana istediğin her şeyi yapabilirsin." Evrenin sonsuzluğunda ve ebediliğinde ikisi aynı uzayı aynı anda paylaşıncaya dek inledi ve titredi.

Oria tazelenmiş geçmiş anılarını okudu. Annesiyle yaşamış olduğu deneyimleri ve heyecanları hatırladı. Hepsini evrenin tepelerine taşımış çok özel bir oturum olmuştu. Çoğu durumda olduğu gibi, babası tarafından dikkatle yönlendirilmişti. Bir yaşam boyunca yalnızca bir kez yaratılabilecek bir başyapıt gibiydi. Kusursuz ve harikaydı ama bitmişti. Rahatlamalarından sonra Oria saygılı bir sesle sormuştu.

"Anne, tüm bunları bana niye yapıyorsun?"

Annesini sıkıca tutmakta ve farklı noktalarda farklı seviyelerde basınç uygulamakta olan babası sert ve güçlü bir sesle cevap vermişti.

"Çünkü seni seviyor" demişti. "Benim tüm bunları ona yaparken onu sevdiğim gibi."

Oria'nın erkekliği babasının kadınlığı ve annesinin erkekliğiydi. Kendi kadınlığı gibi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder