Değişik biçimlerdeki
seçim ofisleri, önceden belirlenmiş tarihlerde yapılan genel ve
bölgesel seçimlerin önemli kararlar alacak yöneticileri
belirlemek için temel yöntem olduğu dönemlerde yaygın olarak
kullanılmıştı. Ancak, ışık hızında iletişim çağında,
periyodik veya olağanüstü seçimler yapmak ve özgül alanlardaki
yetkilerin belirlenmiş süreler için belirli kişilere
devredilmesini istemek aslında artık mantıklı değildi. Bu
alternatifi verimsiz yapan birkaç neden vardı. İlki, genel
seçimleri yönetmenin maliyetiydi. İkincisi, oylama sisteminin
şeffaf ve güvenilir olarak yönetilmesinin zorluğuydu. Üçüncüsü
ve muhtemelen en önemli olanıysa, doğru sonuçları belirlemek ve
en yeterli uzmanların aday olarak katılacağı ve belirli bir
alanda en iyi özellikleri olan adayın o kadroya yerleştirileceği
bir seçimin yapılması için sistemin yetersiz olmasıydı. Oy
verenler, sistemi kontrol edenler tarafından kötü kullanılan
seçimleri yapabilmek için harcanan yararsız ve yüksek maliyetli
çabalara gittikçe daha fazla karşı çıktılar ve bir sürekli
karar verme sistemi kurulması için ısrar ettiler. Yeni sistem,
liderlik etmek, hüküm sürmek, yön vermek, yönetmek, işleri
yapmak, işlem yürütmek, iletişim kurmak, kayıt tutmak,
denetlemek, bilgi vermek, değerlendirmek ve gerektiğinde
geliştirmek için gerekli tüm kadroları yalnızca en iyi adayların
dolduracağını garanti edecekti. Hükmedenler olduklarını ve her
zaman o konumda kalacaklarını varsayan sistem kontrolcüleri, sert
biçimde direndiler ve Sürekli Gelişme Savunucuları'nın getirdiği
barışçı değişiklik isteklerini kabul etmeyi reddettiler. Seçim
ofislerini seçmenleri diğer alternatiflerin çalışmayacağına ve
sistemi sürdürebilmek için tek seçeneğin onlar olduğuna
inandırmak için kullandılar. Onlar için bilgi parçası, bilgi ve
araç kaynaklarını kullanmak kolaydı. Projelerinin yaşama
geçirilmesi için eski ve yeni tüm araçları başarıyla
kullanabiliyorlardı. Kritik bilgi parçalarının kayıt ve geri
alma mekanizmalarıyla oynayarak, gerçek verileri hafifçe
saptırıyor ve bilginin bireylerin zihinlerindeki yansımalarını
bozuyorlardı. Hüküm sürenler malzeme kaynaklarını kullanmakta
ve yönetmekte çok başarılı oldukları için, diğer parçaların
sesleri açıkça duyulmuyordu. Sürekli başarılarının bir sonucu
olarak, çok güçlendiler ve karşıtlarını neredeyse tümüyle
bastırdılar. En kötü oldukları noktada Anmeri, daha sonra
Tenciler ve Zihinciler arasındaki dengeyi değiştirecek olan "Kitap
Ofisleri" projesine başlamıştı.
Bakara'nın sesi daha
yüksekti. İletişim kanalları daha genişti. Herkes onu duyuyor ve
mesajlarını açıkça anlıyordu. Mesajları her tipteki tenciyi
özel olarak etkileyebilmek ve kontrol edebilmek için ihtiyaçlarına
ve isteklerine göre tasarlanıyordu. Başkalarını tenleri
üzerinden mekanik olarak iletilmiş mesajlarla yönetmek, birbiriyle
bağlı zihinler üzerinden gönderilen karmaşık mesajlarla
yönetmekten daha kolaydı. Tenler mesajları kabul etmeye hazırdı.
Ancak zihinler, zihinlerle üretilen ve iletilen düşüncelerde ve
duygularda gizli değerli detayları anlama yeterliliğinde
değildiler. Bir ten, bir bireyle evrenin geri kalanı arasındaki
bir kontrol yüzeyiydi. Bir ten zihni, tenin içine gömülü bir
başka çeşit kafes sistemiydi ve zihin ünitesi tenin baş
bölümündeydi. Anmeri ve Bakara modellerini birbirlerinden önce
geliştirmek için çok çalışmışlardı. İlk geliştirme
aşamalarında, doğal zihinleri ve bedenleri kullanarak mükemmel
bir iletişim sistemi yaratmada Anmeri daha başarılıydı. Sistemi,
bireysel ünitelerin maksimum toplam mutluluğu için doğal olarak
optimize edilmişti. Anmeri'nin ve izleyenlerinin hedefi başarı
değildi. Belirli aşamaları tamamlamak ve başka görevlere
başlamak için yaşamıyor, bunun için çalışmıyorlardı.
Yalnızca yaşamı doğayla ve evrenle paylaşabilmek için
kendilerini ve birbirlerini anlamaya çalışıyorlardı. Düşük
miktarlarda malzeme kaynaklarıyla hayatta kalabiliyorlar ve yüksek
seviyelerde yaşam çıktısı üretiyorlardı. Uyuşmazlık,
Bakara'nın tencileri Anmeri'nin zihincilerinin doğal bedenlerindeki
gelişme seviyelerine göre aşırı hızlı artmaya başladıklarında
büyüdü. Zihinciler iyi yaşamlar sürüyorlar ve belirli bir süre
sonra ayrılıyorlardı ama tenciler, kritik bir sistem hatası
olmadığı sürece, tenlerinin içinde sonsuza kadar kalıyorlardı.
Bakara'nın tencileri malzeme ihtiyaçları nedeniyle sınırlanmıştı
ama Kara temel tüketim ve geri dönüşüm oranlarında öyle
iyileştirmeler yapmıştı ki, kaynak neredeyse sonsuz tenci
nüfusunun sonsuz yaşamlarına yeter duruma gelmişti. İstedikleri
sürece sonsuza dek yaşayabileceklerdi. Malzeme ve enerji
ihtiyaçları için yaşam denklemini çözmede başarılı olmuş
olarak, Kara anlam kararlılığı üzerinde çalışmaya başlamıştı.
Önceden tanımlanmış anlamlar başlangıçta bütün tenciler,
daha sonraki aşamadaysa tencilerin çoğu için yeterliydi. Fakat en
parlak zihinler için tümüyle yararsızdılar. Bu zayıflık,
muhtemelen Kara'nın Met'le ilgilenmesinin temel nedeniydi.
Metilius'un zihincilerin ve tencilerin hemen hemen tümü için bir
anlam olma konusunda büyülü bir gücü vardı. Merilia, Kara ve
Oria da başkalarıyla kalıcı yaşam kanalları yaratma konusunda
çok güçlüydüler ama Met tümüyle farklıydı. Meri bir
keresinde ona, "Sen milyarlarca ışıklı yaprağı olan bir
çiçeğin üzerindeki sıradan bir kelebek kadar insan olan bir
tanrısın" demişti.
Seçim ofisleri
mücadelenin son hattındaydılar. Tenciler de, zihinciler de dünyayı
kendi evren kavrayışlarına göre değiştirmeye çalışıyorlardı.
Bakara, merkezi kontrol ünitesine bağlı tenleri yerlerine doğrudan
ulaştırıyor, Anmeri'yse özgür zihinler için doğal evler
yaratıyordu. Bakara emniyet, aşırı zevk ve sonsuz yaşam
vadediyordu. Anmeri doğal bir yaşamı tasarlamak, yaşamak ve
tamamlamak için güzel bir bahçe içinde bir ev veriyordu. Bakara,
ten sisteminin tümünü sürdürebilmek için, gerekli malzemeleri
en az miktarlarda toplamak ve tenleri özgül besleme sistemleriyle
beslemek amacıyla doğayı işliyordu. Anmeri, kendi yollarını
bulmaları ve kendileri için en iyi olacağını düşündükleri
yaşamları yaşamaları için onları özgür bırakarak, doğal
yaşamın bilgi tabanına erişim veriyordu. Yine de iki yaşam
biçiminin ortak bir yönü vardı. Yaşam deneyimlerini
zenginleştirmek için her ikisi de bellek araçları
kullanıyorlardı. Tenciler işlenecek girdileri tenlerinden
alıyorlardı, zihincilerse girdileri doğrudan zihinlerinde
alıyorlardı.
Seçim ofislerinin
yaratılması mücadelede kritik bir aşamaydı. Bakara aracı
Anmeri'den daha etkili bir şekilde kullanabiliyordu. Sonuç olarak
belirli bir süre boyunca Tenciler, Zihinciler'den daha hızlı
artmış, Bakara da bu avantajı hemen, Ten Sistemi'nin üstünlüğünü
ilan etmek için değerlendirmişti.
Bakara sertti, Anmeri
yumuşak. Bakara bağırıyordu, Anmeri fısıldıyordu. Bakara
ayrılmak isteyen tencilere dayanılmaz acı sinyalleri gönderiyordu,
Anmeri kendi halkalarını istedikleri gibi yaşamaları için özgür
bırakıyordu. Bakara yaşamak için dış gücün önemini
dayatıyordu, Anmeri insanlara yaşamın bedenlerinde ve zihinlerinde
saklı gücüne bakmaları öğüdünü veriyordu. Bakara tencilerden
onlara tenleri üzerinden iletilen yansımaları kabul etmelerini
istiyordu; Anmeri doğal tenle zihin arasında saklanmış kişisel
ve özgül ruhtan söz ediyor, doğal dünyalarında yaşayan
zihincilerin öykülerini anlatıyordu. Madde ve enerji, beden ve
zihin, kişilik ve ruh için iki sistemde hafifçe farklı yorumlar
yapılıyordu. Ancak, mücadele basit ve küçük değildi. Bakara ve
Anmeri'nin zamanından Kara ve Meri'nin dönemine kadar, eğer eski
savaş yöntemleri ve yapısı uygulanmış olsaydı sınırsız
sayıda ölüme yol açacak olan, çok fazla çarpışma yaşanmıştı.
Ten sistemi ve zihin
sistemi arasındaki denge Kara ve Anmeri'nin mücadelesinde
tencilerin lehine bozulmuştu. Bakara seçim ofisini kusursuzca
kullanmıştı. Zihincileri ve tencileri ofise getirmiş ve güncel
kitaplar üzerinde tartışmalar gerçekleştirmişti. Kendisinin ve
başka tencilerin kitaplarını imzalamış ve ziyaretçilere
vermişti. Ten sisteminin en iyi olduğuna ve kazandığı zaman
herkesin eskisi gibi yaşayacağına inandırmak için hepsiyle tek
tek konuşmuş ve hepsini kucaklamıştı. Kitaplara ve Bakara'ya
dokunmak, gerçek fiziksel nesneleri görmek ziyaretçilere gerçek
dünyanın duygusunu veriyordu. Anmeri Bakara kadar başarılı
değildi. O sıralarda sanal zihin arayüzünün sınırlı bir
işlevselliği vardı ve sonuçlar ten sistemi üzerinden göründüğü
kadar parlak değildi. Derin izleyiciler zihin sisteminin değerini
görebiliyorlardı ama çoğu kişi gerçek bir şey yapmadan bir
yaşamın nasıl yaşanabileceğini gözünde canlandırmayı
başaramıyordu. Bir genç adam Anmeri'ye "Karımın ellerini
hissetmek ve ona ellerimle dokunmak için bir ten istiyorum"
demişti. Anmeri onu sinyalleri ten üzerinden veya doğrudan zihinde
almanın teknik olarak hiçbir farkı olmadığı konusunda ikna
edebilmek için uzun bir süre umutsuzca konuşmuş ama başarılı
olamamıştı. Adam "Ben karımın kalçalarını, memelerini ve
bacaklarını hissetmek istiyorum" demiş ve gitmişti.
Anmeri "Kitap
Ofisleri" projesine daha sonra başlamıştı. Seçimler yapma
ve başkaları tarafından yapılacak seçimler için bekleme
gerilimi kimseyi mutlu etmiyordu. Karar verme süreci sürekli
olmalıydı. Anmeri yaşamı süresince sistemi değiştirmeyi
başaramamıştı ama "Kitap Ofisleri" yeni kara sistemi
için temel yapı olmuştu. Sanal ve gerçek kitap ofisleri yazılmış
tüm kitapları sürekli okuyor ve tartışıyorlardı. İçlerindeki
değerleri belirlemeye çalışarak ve değer parçalarını mevcut
bilgi temeliyle karşılaştırıp gerekli güncellemeleri yaparak,
içeriklerini inceleyip çözümlüyorlardı. Kitaplar ve insanlar
zayıf ve güçlü bağlarla bağlıydılar. Zayıf bir yapıya hemen
katılmak ve ayrılmak kolaydı. Güçlü bir yapıya bağlı olmak
ve ayrılmak anlık bir iş değildi ve uzun süreçleri vardı.
Genel bir kural değildi ama zihinciler çoğunlukla zayıf bağlarla,
tencilerse güçlü bağlarla bağlıydılar. Bir tarafın esnek ve
çeşitli düşünceleri ve kitapları vardı, diğer tarafın katı
ve tek tip düşünceleri ve kitapları vardı. Düşüncelerin ve
kitapların çeşitliliği Anmeri'ye ve zihincilere uzun dönemde
ulaşacakları kararlı durumu yavaş yavaş getiriyordu. Tekillik ve
sertlik kısa dönemde güç getiriyordu ama onyıllar geçtikçe
çürümeye neden oluyordu. "Kitap Ofisleri" projesi
zihincilerle tenciler arasında bir denge bulunması için önemli
bir adımdı. Kara kendi Kitap Ofisleri'ni kullanarak yönetmek için
geçici gücü kazanmıştı. Anmeri kendi kitap ofislerini sessizce
büyütmüştü. Met, tüm zihincilerin ve tüm tencilerin pozitif
değeriydi.
"Geçmişi ve
geleceği görebilmek çok zor" diye düşündü Meri. "Şimdiki
zamanı görmekse daha bile zor."
Met'e baktı. Ne zaman ve
nasıl geri geleceğini anlamak için her şeyi yapabilirdi.
"Lütfem bana geri
dön Met" dedi. "Yaşamımı tamamlamak için sana
ihtiyacım var. Oria'nın sana ihtiyacı var. Kara'nın bile sana
ihtiyacı var. Yaşam bahçemizdeki herkesin, tüm zihincilerin ve
tencilerin, herkesin sana ihtiyacı var. Bizim evrene ihtiyacımız
var. Evrenin bize ihtiyacı var."
Met Meri'ye doğru döndü
ve gözlerinin derinliklerine bakarak gülümsedi.
"Seni seviyorum Meri"
dedi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder