2 Ekim 2019 Çarşamba

KİTAP OFİSLERİ, 04.02.2084, Cuma

Değişik biçimlerdeki seçim ofisleri, önceden belirlenmiş tarihlerde yapılan genel ve bölgesel seçimlerin önemli kararlar alacak yöneticileri belirlemek için temel yöntem olduğu dönemlerde yaygın olarak kullanılmıştı. Ancak, ışık hızında iletişim çağında, periyodik veya olağanüstü seçimler yapmak ve özgül alanlardaki yetkilerin belirlenmiş süreler için belirli kişilere devredilmesini istemek aslında artık mantıklı değildi. Bu alternatifi verimsiz yapan birkaç neden vardı. İlki, genel seçimleri yönetmenin maliyetiydi. İkincisi, oylama sisteminin şeffaf ve güvenilir olarak yönetilmesinin zorluğuydu. Üçüncüsü ve muhtemelen en önemli olanıysa, doğru sonuçları belirlemek ve en yeterli uzmanların aday olarak katılacağı ve belirli bir alanda en iyi özellikleri olan adayın o kadroya yerleştirileceği bir seçimin yapılması için sistemin yetersiz olmasıydı. Oy verenler, sistemi kontrol edenler tarafından kötü kullanılan seçimleri yapabilmek için harcanan yararsız ve yüksek maliyetli çabalara gittikçe daha fazla karşı çıktılar ve bir sürekli karar verme sistemi kurulması için ısrar ettiler. Yeni sistem, liderlik etmek, hüküm sürmek, yön vermek, yönetmek, işleri yapmak, işlem yürütmek, iletişim kurmak, kayıt tutmak, denetlemek, bilgi vermek, değerlendirmek ve gerektiğinde geliştirmek için gerekli tüm kadroları yalnızca en iyi adayların dolduracağını garanti edecekti. Hükmedenler olduklarını ve her zaman o konumda kalacaklarını varsayan sistem kontrolcüleri, sert biçimde direndiler ve Sürekli Gelişme Savunucuları'nın getirdiği barışçı değişiklik isteklerini kabul etmeyi reddettiler. Seçim ofislerini seçmenleri diğer alternatiflerin çalışmayacağına ve sistemi sürdürebilmek için tek seçeneğin onlar olduğuna inandırmak için kullandılar. Onlar için bilgi parçası, bilgi ve araç kaynaklarını kullanmak kolaydı. Projelerinin yaşama geçirilmesi için eski ve yeni tüm araçları başarıyla kullanabiliyorlardı. Kritik bilgi parçalarının kayıt ve geri alma mekanizmalarıyla oynayarak, gerçek verileri hafifçe saptırıyor ve bilginin bireylerin zihinlerindeki yansımalarını bozuyorlardı. Hüküm sürenler malzeme kaynaklarını kullanmakta ve yönetmekte çok başarılı oldukları için, diğer parçaların sesleri açıkça duyulmuyordu. Sürekli başarılarının bir sonucu olarak, çok güçlendiler ve karşıtlarını neredeyse tümüyle bastırdılar. En kötü oldukları noktada Anmeri, daha sonra Tenciler ve Zihinciler arasındaki dengeyi değiştirecek olan "Kitap Ofisleri" projesine başlamıştı.

Bakara'nın sesi daha yüksekti. İletişim kanalları daha genişti. Herkes onu duyuyor ve mesajlarını açıkça anlıyordu. Mesajları her tipteki tenciyi özel olarak etkileyebilmek ve kontrol edebilmek için ihtiyaçlarına ve isteklerine göre tasarlanıyordu. Başkalarını tenleri üzerinden mekanik olarak iletilmiş mesajlarla yönetmek, birbiriyle bağlı zihinler üzerinden gönderilen karmaşık mesajlarla yönetmekten daha kolaydı. Tenler mesajları kabul etmeye hazırdı. Ancak zihinler, zihinlerle üretilen ve iletilen düşüncelerde ve duygularda gizli değerli detayları anlama yeterliliğinde değildiler. Bir ten, bir bireyle evrenin geri kalanı arasındaki bir kontrol yüzeyiydi. Bir ten zihni, tenin içine gömülü bir başka çeşit kafes sistemiydi ve zihin ünitesi tenin baş bölümündeydi. Anmeri ve Bakara modellerini birbirlerinden önce geliştirmek için çok çalışmışlardı. İlk geliştirme aşamalarında, doğal zihinleri ve bedenleri kullanarak mükemmel bir iletişim sistemi yaratmada Anmeri daha başarılıydı. Sistemi, bireysel ünitelerin maksimum toplam mutluluğu için doğal olarak optimize edilmişti. Anmeri'nin ve izleyenlerinin hedefi başarı değildi. Belirli aşamaları tamamlamak ve başka görevlere başlamak için yaşamıyor, bunun için çalışmıyorlardı. Yalnızca yaşamı doğayla ve evrenle paylaşabilmek için kendilerini ve birbirlerini anlamaya çalışıyorlardı. Düşük miktarlarda malzeme kaynaklarıyla hayatta kalabiliyorlar ve yüksek seviyelerde yaşam çıktısı üretiyorlardı. Uyuşmazlık, Bakara'nın tencileri Anmeri'nin zihincilerinin doğal bedenlerindeki gelişme seviyelerine göre aşırı hızlı artmaya başladıklarında büyüdü. Zihinciler iyi yaşamlar sürüyorlar ve belirli bir süre sonra ayrılıyorlardı ama tenciler, kritik bir sistem hatası olmadığı sürece, tenlerinin içinde sonsuza kadar kalıyorlardı. Bakara'nın tencileri malzeme ihtiyaçları nedeniyle sınırlanmıştı ama Kara temel tüketim ve geri dönüşüm oranlarında öyle iyileştirmeler yapmıştı ki, kaynak neredeyse sonsuz tenci nüfusunun sonsuz yaşamlarına yeter duruma gelmişti. İstedikleri sürece sonsuza dek yaşayabileceklerdi. Malzeme ve enerji ihtiyaçları için yaşam denklemini çözmede başarılı olmuş olarak, Kara anlam kararlılığı üzerinde çalışmaya başlamıştı. Önceden tanımlanmış anlamlar başlangıçta bütün tenciler, daha sonraki aşamadaysa tencilerin çoğu için yeterliydi. Fakat en parlak zihinler için tümüyle yararsızdılar. Bu zayıflık, muhtemelen Kara'nın Met'le ilgilenmesinin temel nedeniydi. Metilius'un zihincilerin ve tencilerin hemen hemen tümü için bir anlam olma konusunda büyülü bir gücü vardı. Merilia, Kara ve Oria da başkalarıyla kalıcı yaşam kanalları yaratma konusunda çok güçlüydüler ama Met tümüyle farklıydı. Meri bir keresinde ona, "Sen milyarlarca ışıklı yaprağı olan bir çiçeğin üzerindeki sıradan bir kelebek kadar insan olan bir tanrısın" demişti.

Seçim ofisleri mücadelenin son hattındaydılar. Tenciler de, zihinciler de dünyayı kendi evren kavrayışlarına göre değiştirmeye çalışıyorlardı. Bakara, merkezi kontrol ünitesine bağlı tenleri yerlerine doğrudan ulaştırıyor, Anmeri'yse özgür zihinler için doğal evler yaratıyordu. Bakara emniyet, aşırı zevk ve sonsuz yaşam vadediyordu. Anmeri doğal bir yaşamı tasarlamak, yaşamak ve tamamlamak için güzel bir bahçe içinde bir ev veriyordu. Bakara, ten sisteminin tümünü sürdürebilmek için, gerekli malzemeleri en az miktarlarda toplamak ve tenleri özgül besleme sistemleriyle beslemek amacıyla doğayı işliyordu. Anmeri, kendi yollarını bulmaları ve kendileri için en iyi olacağını düşündükleri yaşamları yaşamaları için onları özgür bırakarak, doğal yaşamın bilgi tabanına erişim veriyordu. Yine de iki yaşam biçiminin ortak bir yönü vardı. Yaşam deneyimlerini zenginleştirmek için her ikisi de bellek araçları kullanıyorlardı. Tenciler işlenecek girdileri tenlerinden alıyorlardı, zihincilerse girdileri doğrudan zihinlerinde alıyorlardı.

Seçim ofislerinin yaratılması mücadelede kritik bir aşamaydı. Bakara aracı Anmeri'den daha etkili bir şekilde kullanabiliyordu. Sonuç olarak belirli bir süre boyunca Tenciler, Zihinciler'den daha hızlı artmış, Bakara da bu avantajı hemen, Ten Sistemi'nin üstünlüğünü ilan etmek için değerlendirmişti.

Bakara sertti, Anmeri yumuşak. Bakara bağırıyordu, Anmeri fısıldıyordu. Bakara ayrılmak isteyen tencilere dayanılmaz acı sinyalleri gönderiyordu, Anmeri kendi halkalarını istedikleri gibi yaşamaları için özgür bırakıyordu. Bakara yaşamak için dış gücün önemini dayatıyordu, Anmeri insanlara yaşamın bedenlerinde ve zihinlerinde saklı gücüne bakmaları öğüdünü veriyordu. Bakara tencilerden onlara tenleri üzerinden iletilen yansımaları kabul etmelerini istiyordu; Anmeri doğal tenle zihin arasında saklanmış kişisel ve özgül ruhtan söz ediyor, doğal dünyalarında yaşayan zihincilerin öykülerini anlatıyordu. Madde ve enerji, beden ve zihin, kişilik ve ruh için iki sistemde hafifçe farklı yorumlar yapılıyordu. Ancak, mücadele basit ve küçük değildi. Bakara ve Anmeri'nin zamanından Kara ve Meri'nin dönemine kadar, eğer eski savaş yöntemleri ve yapısı uygulanmış olsaydı sınırsız sayıda ölüme yol açacak olan, çok fazla çarpışma yaşanmıştı.

Ten sistemi ve zihin sistemi arasındaki denge Kara ve Anmeri'nin mücadelesinde tencilerin lehine bozulmuştu. Bakara seçim ofisini kusursuzca kullanmıştı. Zihincileri ve tencileri ofise getirmiş ve güncel kitaplar üzerinde tartışmalar gerçekleştirmişti. Kendisinin ve başka tencilerin kitaplarını imzalamış ve ziyaretçilere vermişti. Ten sisteminin en iyi olduğuna ve kazandığı zaman herkesin eskisi gibi yaşayacağına inandırmak için hepsiyle tek tek konuşmuş ve hepsini kucaklamıştı. Kitaplara ve Bakara'ya dokunmak, gerçek fiziksel nesneleri görmek ziyaretçilere gerçek dünyanın duygusunu veriyordu. Anmeri Bakara kadar başarılı değildi. O sıralarda sanal zihin arayüzünün sınırlı bir işlevselliği vardı ve sonuçlar ten sistemi üzerinden göründüğü kadar parlak değildi. Derin izleyiciler zihin sisteminin değerini görebiliyorlardı ama çoğu kişi gerçek bir şey yapmadan bir yaşamın nasıl yaşanabileceğini gözünde canlandırmayı başaramıyordu. Bir genç adam Anmeri'ye "Karımın ellerini hissetmek ve ona ellerimle dokunmak için bir ten istiyorum" demişti. Anmeri onu sinyalleri ten üzerinden veya doğrudan zihinde almanın teknik olarak hiçbir farkı olmadığı konusunda ikna edebilmek için uzun bir süre umutsuzca konuşmuş ama başarılı olamamıştı. Adam "Ben karımın kalçalarını, memelerini ve bacaklarını hissetmek istiyorum" demiş ve gitmişti.

Anmeri "Kitap Ofisleri" projesine daha sonra başlamıştı. Seçimler yapma ve başkaları tarafından yapılacak seçimler için bekleme gerilimi kimseyi mutlu etmiyordu. Karar verme süreci sürekli olmalıydı. Anmeri yaşamı süresince sistemi değiştirmeyi başaramamıştı ama "Kitap Ofisleri" yeni kara sistemi için temel yapı olmuştu. Sanal ve gerçek kitap ofisleri yazılmış tüm kitapları sürekli okuyor ve tartışıyorlardı. İçlerindeki değerleri belirlemeye çalışarak ve değer parçalarını mevcut bilgi temeliyle karşılaştırıp gerekli güncellemeleri yaparak, içeriklerini inceleyip çözümlüyorlardı. Kitaplar ve insanlar zayıf ve güçlü bağlarla bağlıydılar. Zayıf bir yapıya hemen katılmak ve ayrılmak kolaydı. Güçlü bir yapıya bağlı olmak ve ayrılmak anlık bir iş değildi ve uzun süreçleri vardı. Genel bir kural değildi ama zihinciler çoğunlukla zayıf bağlarla, tencilerse güçlü bağlarla bağlıydılar. Bir tarafın esnek ve çeşitli düşünceleri ve kitapları vardı, diğer tarafın katı ve tek tip düşünceleri ve kitapları vardı. Düşüncelerin ve kitapların çeşitliliği Anmeri'ye ve zihincilere uzun dönemde ulaşacakları kararlı durumu yavaş yavaş getiriyordu. Tekillik ve sertlik kısa dönemde güç getiriyordu ama onyıllar geçtikçe çürümeye neden oluyordu. "Kitap Ofisleri" projesi zihincilerle tenciler arasında bir denge bulunması için önemli bir adımdı. Kara kendi Kitap Ofisleri'ni kullanarak yönetmek için geçici gücü kazanmıştı. Anmeri kendi kitap ofislerini sessizce büyütmüştü. Met, tüm zihincilerin ve tüm tencilerin pozitif değeriydi.

"Geçmişi ve geleceği görebilmek çok zor" diye düşündü Meri. "Şimdiki zamanı görmekse daha bile zor."

Met'e baktı. Ne zaman ve nasıl geri geleceğini anlamak için her şeyi yapabilirdi.

"Lütfem bana geri dön Met" dedi. "Yaşamımı tamamlamak için sana ihtiyacım var. Oria'nın sana ihtiyacı var. Kara'nın bile sana ihtiyacı var. Yaşam bahçemizdeki herkesin, tüm zihincilerin ve tencilerin, herkesin sana ihtiyacı var. Bizim evrene ihtiyacımız var. Evrenin bize ihtiyacı var."

Met Meri'ye doğru döndü ve gözlerinin derinliklerine bakarak gülümsedi.

"Seni seviyorum Meri" dedi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder