2 Ekim 2019 Çarşamba

ORİA'NIN SOY ÖYKÜSÜ, 27 Temmuz 2084, Perşembe

Geçmişin karanlık derinliklerinde babam öldü. Küçüktüm. Ölümden ölesiye korktum. Yaşama ve evrene bakışım değişti. Annemle geleceğe tutunmaya çalıştım. Yaşamıma güzellikler ve çirkinlikler, iyilikler ve kötülükler girdi. Yaşamdan ölesiye korktum. Annem ölümün
karanlığından yaşam ışıklarıyla nasıl çıkılabileceğini gösterdi. Annem ışıklardan uzaklaştığında yanımda ışıklar ve umutlar vardi. Bir ışık, geleceğim oldu. Geleceğe bir başka ışık bıraktık ve o
Işık 2020'de geleceğe yeni bir ışık bıraktı. Oria'yı hiç görmedik ama hep tanıdık, hissettik ve bildik. Annem kadar iyiydi, ışık kadar güzeldi, ses kadar duyguluydu. Oria'yi hep sevdik. Tenini
yitirmesine çok üzüldük. Kara'dan korktuk ama Oria'ya yeni bir ten verebilmesine sevindik. Keşke Merilia ve Oria sürekli birlikte olabilseydi. Ama bu mümkün değildi ve eğer mümkün olsaydı bile bu birliktelik Met ile Meri'ye kabul edilemez ve bağışlanamaz, büyük bir haksızlık olurdu. Oria'nin dünyasında Met ve Meri gibi insanlar olduğu için mutluluk duyduk. Geleceğin öykülerini gururla okuduk. Onlarda kendimizden ve tanıdığımız iyi insanlardan izler buldukça sevindik.

Son savaşın hiç yaşanmamasını dilerdik. O uygarlık ve özgürlük çağında, tencilerin ve zihincilerin niçin anlaşamadıklarını hiç anlayamadık. Oria'nın ve gezegende yaşayan herkesin geleceği için
en iyi olacak sonucun alınmasını diledik. İyi insanlarının soy ve yaşam öykülerinin, bencilliği ve nefreti, öfkeyi ve düşmanlığı, baskıyı ve yola getirmeyi yeryüzünden silmesini diledik. İyiliğe
inandık. Umutlandık.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder