Bir efsaneydi.
Hakkında ilk ne zaman bir
şeyler duyduğunu Meri asla hatırlayamamıştı. Ondan önce bir
efsaneydi ve ondan sonra başka bir efsane olacaktı. Herkesin
bildiği ama kimsenin anlamadığı dev ve karmaşık bir efsaneydi.
Meri nihai projenin bir
parçası olmaktan mutluydu ama çalışma arkadaşlarını hiç
görmemişti. Zamanın uzun süreleri ve konumlarında nihai projenin
karşıt bölümleri için ayrı ayrı çalışmış oldukları
halde, Kara'yı hiç görmemişti ve hakkında bir şey duymamıştı.
Projenin dört soyut kavram tasarımcısından biri olduğu halde,
diğer üç lider hakkında da bir şey duymamıştı. Projenin temel
kurallarından birisi anonim olarak yaratılmış veri, haber, bilgi,
madde, görüntü, ses, kavram, yöntem, algoritma, süreç, renk,
ışık, titreşim, dalga, enerji ve henüz tanımlanmamış başka
formdaki parçaları kullanarak bağımsız çalışmaktı.
Met'e Oria'dan önce
rastlamış olsaydı kaderi farklı olabilirdi. Oria onun için
büyük, ama bitmemiş bir deneyim olmuştu. Ama önce Met'le
tanışmış olsaydı, kusursuz bir ortak projeleri olabilirdi. Son
Proje de gelişmek için farklı bir yol bulabilirdi.
Böyle olur muydu? Meri bu
konuda emin değildi. Kara her yeri görüyor ve her ses parçasını
duyuyor gibiydi. Met'i ondan saklamak çok zor olacaktı ve
muhtemelen aynı öykü aynı biçimde yazılacaktı.
Son projenin amacı tüm
üyeleri optimum seviyelerde mutlu etmek için kontrollü bir evren
yaratılmasıydı. Geliştirme aşamasında ilk tartışma mutluluğun
tanımı hakkında olmuştu. Projenin ana müşterisi olarak insanlar
kabul edildiğinde, tanımları yapmak ve sınırları belirlemek
göreceli olarak kolaydı. Ancak, Seviye Taslak aşamasında projede
çalışmakta olanların çoğu, projenin evrendeki tüm tarafların
ihitiyaçlarını karşılamasını istiyordu. Hem teknik, hem
toplumsal açıdan zor bir görevdi. Tüm sistemi temsil eden
uygulanabilir bir model tanımlamak çok zordu ve tasarımcılar
kendi çıkarlarını koruma eğilimindeydiler. Böylece, uzun
tartışmalar başlamıştı.
Zamanın uzun
dönemlerindeki ve uzayın yaygın genişlemelerindeki birçok
tartışmadan sonra farklı görüşler evrildi ve açıkça
tanımlanmış tek bir uyuşmazlık olarak sonuçlandı. Son projenin
ana hedefi ne olacaktı? Malzemelerin şekillerini korumak mı, yoksa
dönüşümlerini ve yansımalarını görüntüler olarak kaydetmek
mi? Hiçbir zaman doğrudan tartışmadıkları halde, Meri ve Kara
tartışmanın gelişmesinin ayrıntılarını birbirleriyle konuşmuş
gibi hatırlayacak kadar iyi biliyorlardı.
Meri nihai projelerin
sonuncusunun son tartışmasını hatırladı. Nihai Proje'nin sonunu
hatırladı.
Kara "Yaşama
dokunmaya ihtiyaç duyuyorum" dedi. "Toprağa dokunmadan,
ağaçların altında yürürken rüzgârı hissetmeden, kendimi
evrenin okyanusuna bırakmadan, diğer yaşam biçimleriyle yüzmeden,
onlara dokunmadan, onlardan almadan, onlara vermeden, onlarla
oynamadan, onları anlamadan, onları kucaklamadan, öpmeden, onlara
âşık olmadan."
"Yaşamı hissetmeye
ihtiyaç duyuyorum" dedi Meri. "Toprağa dokumadan yaşamı
hissedebiliyorum. Ağaçların altında yürümeden yalnızca
gözlerimi kapayarak rüzgârı hissedebilirim. Gözlerim hâla
kapalıyken evrenin okyanusuna ulaşabilirim." Enerji arayüzü
üzerinden diğer yaşam birimleriyle iletişim kurabilirim ve onlara
dokunabilirim. Onlardan bir şey almaya ve onlara bir şey vermeye
ihtiyaç duymuyorum. Hiçbir şeye sahip değilim. Hiçbir şeyim
yok. Biz her şeyiz ve hiçbir şeyiz. Her şeyimiz var ve hiçbir
şeyimiz yok. Evrenin her ayrıntısıyla zihnimde oynayabilirim.
Enerji arayüzü üzerinden zamanın ve uzayım sınırlarına
ulaşabilirim. Bütün evreni anlayabilirim ve kucaklayabilirim.
Sevebilirim. Sevdiklerimin hepsini öpebilirim. Sevdiklerimin hepsi
olabilirim. Evrenin tümü olabilirim. Ben bir sac değilim, ben bir
ten değilim. Ben yaşamımın içinde bir ruhum."
"Nihai Proje"
hakkındaki tüm geçmiş tartışmaların izini sürebilmek kolay
değildi. Geçmiş uzay ve zaman kayıtlarında çok fazla bilgi
parçası vardı. Ayrıca, uzun tartışmalar, vaka analizleri, ön
tasarımlar, detaylı uygulama üniteleri, ilk testler, gözden
geçirmeler, geliştirmeler ve "Son Proje" hakkında
anlaşılabilir görüntüler veren diğer kaynaklar üzerinden
yaratılmış temel mekanizmaları temsil eden kavramsal modeller
vardı.
Gerçek olmuş bir
efsaneydi. Kara'nın Ten Sistemi evreni istilasını tamamlamak
üzereydi. "Ten Sistemi" madde ve enerji üzerinde kusursuz
bir kontrol sağlamıştı, herhangi bir şeyi istedikleri herhangi
bir şeye dönüştürebiliyorlardı. Geniş kanalları gerekli
molekülleri, ışığı ve ısıyı Ten Sİstemi içinde
taşıyorlardı. Kara'nın Sistemi'ndeki tenlerden birinde yaşayan
tüm insanlar mutluydu. Meri ve Met mutlu değildi. Yaşamında bir
anlam bulmaya çalışan birçok insan mutlu değildi. Yaşam madde
değildi. Yaşam enerji değildi. Yaşam öfke değildi. Yaşam
nefret değildi. Yaşam aşktı.
Meri Met'i kucakladı ve
öptü. Gözlerinde yaşlar vardı.
"Bana yardım et
Oria" diye düşündü. "Met'i seviyorum. Seni seviyorum.
Birleşmiş zihinlerimizdeki tüm insanları seviyorum. Kara'yı bile
seviyorum. Fakat onun bir geleecği yok. Yaşam tenimizden ibaret
değil. Yalnızca, zamanın ve uzayın bir kesişmesi. Yaşam, o uzun
anda bulabildiğimiz aşk. Yaşam, zamandaki anlar, bizler uzaydaki
noktalarız. Evrenin toz bulutlarıyız. Biz her yerdeyiz ve hiçbir
yerdeyiz. Nefret edersek ölebiliriz. Seversek yaşayabiliriz. Bana
yardım et Oria. Met'i ve seni seviyorum, Kara'yı bile seviyorum.
Bize bir gelecek ver."
Meri, iç sesiyle
gönderdiği mesajı Oria'nın duyduğundan emin olamadı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder