2 Ekim 2019 Çarşamba

SON PROJE, 17 Haziran 2083 Cumartesi

Bir efsaneydi.

Hakkında ilk ne zaman bir şeyler duyduğunu Meri asla hatırlayamamıştı. Ondan önce bir efsaneydi ve ondan sonra başka bir efsane olacaktı. Herkesin bildiği ama kimsenin anlamadığı dev ve karmaşık bir efsaneydi.

Meri nihai projenin bir parçası olmaktan mutluydu ama çalışma arkadaşlarını hiç görmemişti. Zamanın uzun süreleri ve konumlarında nihai projenin karşıt bölümleri için ayrı ayrı çalışmış oldukları halde, Kara'yı hiç görmemişti ve hakkında bir şey duymamıştı. Projenin dört soyut kavram tasarımcısından biri olduğu halde, diğer üç lider hakkında da bir şey duymamıştı. Projenin temel kurallarından birisi anonim olarak yaratılmış veri, haber, bilgi, madde, görüntü, ses, kavram, yöntem, algoritma, süreç, renk, ışık, titreşim, dalga, enerji ve henüz tanımlanmamış başka formdaki parçaları kullanarak bağımsız çalışmaktı.

Met'e Oria'dan önce rastlamış olsaydı kaderi farklı olabilirdi. Oria onun için büyük, ama bitmemiş bir deneyim olmuştu. Ama önce Met'le tanışmış olsaydı, kusursuz bir ortak projeleri olabilirdi. Son Proje de gelişmek için farklı bir yol bulabilirdi.

Böyle olur muydu? Meri bu konuda emin değildi. Kara her yeri görüyor ve her ses parçasını duyuyor gibiydi. Met'i ondan saklamak çok zor olacaktı ve muhtemelen aynı öykü aynı biçimde yazılacaktı.

Son projenin amacı tüm üyeleri optimum seviyelerde mutlu etmek için kontrollü bir evren yaratılmasıydı. Geliştirme aşamasında ilk tartışma mutluluğun tanımı hakkında olmuştu. Projenin ana müşterisi olarak insanlar kabul edildiğinde, tanımları yapmak ve sınırları belirlemek göreceli olarak kolaydı. Ancak, Seviye Taslak aşamasında projede çalışmakta olanların çoğu, projenin evrendeki tüm tarafların ihitiyaçlarını karşılamasını istiyordu. Hem teknik, hem toplumsal açıdan zor bir görevdi. Tüm sistemi temsil eden uygulanabilir bir model tanımlamak çok zordu ve tasarımcılar kendi çıkarlarını koruma eğilimindeydiler. Böylece, uzun tartışmalar başlamıştı.

Zamanın uzun dönemlerindeki ve uzayın yaygın genişlemelerindeki birçok tartışmadan sonra farklı görüşler evrildi ve açıkça tanımlanmış tek bir uyuşmazlık olarak sonuçlandı. Son projenin ana hedefi ne olacaktı? Malzemelerin şekillerini korumak mı, yoksa dönüşümlerini ve yansımalarını görüntüler olarak kaydetmek mi? Hiçbir zaman doğrudan tartışmadıkları halde, Meri ve Kara tartışmanın gelişmesinin ayrıntılarını birbirleriyle konuşmuş gibi hatırlayacak kadar iyi biliyorlardı.

Meri nihai projelerin sonuncusunun son tartışmasını hatırladı. Nihai Proje'nin sonunu hatırladı.

Kara "Yaşama dokunmaya ihtiyaç duyuyorum" dedi. "Toprağa dokunmadan, ağaçların altında yürürken rüzgârı hissetmeden, kendimi evrenin okyanusuna bırakmadan, diğer yaşam biçimleriyle yüzmeden, onlara dokunmadan, onlardan almadan, onlara vermeden, onlarla oynamadan, onları anlamadan, onları kucaklamadan, öpmeden, onlara âşık olmadan."

"Yaşamı hissetmeye ihtiyaç duyuyorum" dedi Meri. "Toprağa dokumadan yaşamı hissedebiliyorum. Ağaçların altında yürümeden yalnızca gözlerimi kapayarak rüzgârı hissedebilirim. Gözlerim hâla kapalıyken evrenin okyanusuna ulaşabilirim." Enerji arayüzü üzerinden diğer yaşam birimleriyle iletişim kurabilirim ve onlara dokunabilirim. Onlardan bir şey almaya ve onlara bir şey vermeye ihtiyaç duymuyorum. Hiçbir şeye sahip değilim. Hiçbir şeyim yok. Biz her şeyiz ve hiçbir şeyiz. Her şeyimiz var ve hiçbir şeyimiz yok. Evrenin her ayrıntısıyla zihnimde oynayabilirim. Enerji arayüzü üzerinden zamanın ve uzayım sınırlarına ulaşabilirim. Bütün evreni anlayabilirim ve kucaklayabilirim. Sevebilirim. Sevdiklerimin hepsini öpebilirim. Sevdiklerimin hepsi olabilirim. Evrenin tümü olabilirim. Ben bir sac değilim, ben bir ten değilim. Ben yaşamımın içinde bir ruhum."

"Nihai Proje" hakkındaki tüm geçmiş tartışmaların izini sürebilmek kolay değildi. Geçmiş uzay ve zaman kayıtlarında çok fazla bilgi parçası vardı. Ayrıca, uzun tartışmalar, vaka analizleri, ön tasarımlar, detaylı uygulama üniteleri, ilk testler, gözden geçirmeler, geliştirmeler ve "Son Proje" hakkında anlaşılabilir görüntüler veren diğer kaynaklar üzerinden yaratılmış temel mekanizmaları temsil eden kavramsal modeller vardı.

Gerçek olmuş bir efsaneydi. Kara'nın Ten Sistemi evreni istilasını tamamlamak üzereydi. "Ten Sistemi" madde ve enerji üzerinde kusursuz bir kontrol sağlamıştı, herhangi bir şeyi istedikleri herhangi bir şeye dönüştürebiliyorlardı. Geniş kanalları gerekli molekülleri, ışığı ve ısıyı Ten Sİstemi içinde taşıyorlardı. Kara'nın Sistemi'ndeki tenlerden birinde yaşayan tüm insanlar mutluydu. Meri ve Met mutlu değildi. Yaşamında bir anlam bulmaya çalışan birçok insan mutlu değildi. Yaşam madde değildi. Yaşam enerji değildi. Yaşam öfke değildi. Yaşam nefret değildi. Yaşam aşktı.

Meri Met'i kucakladı ve öptü. Gözlerinde yaşlar vardı.

"Bana yardım et Oria" diye düşündü. "Met'i seviyorum. Seni seviyorum. Birleşmiş zihinlerimizdeki tüm insanları seviyorum. Kara'yı bile seviyorum. Fakat onun bir geleecği yok. Yaşam tenimizden ibaret değil. Yalnızca, zamanın ve uzayın bir kesişmesi. Yaşam, o uzun anda bulabildiğimiz aşk. Yaşam, zamandaki anlar, bizler uzaydaki noktalarız. Evrenin toz bulutlarıyız. Biz her yerdeyiz ve hiçbir yerdeyiz. Nefret edersek ölebiliriz. Seversek yaşayabiliriz. Bana yardım et Oria. Met'i ve seni seviyorum, Kara'yı bile seviyorum. Bize bir gelecek ver."

Meri, iç sesiyle gönderdiği mesajı Oria'nın duyduğundan emin olamadı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder