2 Ekim 2019 Çarşamba

KARA'NIN PARMAKLARI, 2 Eylül 2082, Çarşamba

Merilia Kara'nın kendisine dokunuşunu bu denli canlı hissedince şaşırdı. Bir an "Acaba Ten'i giydim de Kara mı gerçekten dokunuyor bana?" diye düşündü. Böyle olmadığını anlayınca rahatladı. Sonra Kara'yla böyle bir deneyimi daha önce yaşamış olabilir miyim?" diye geçti aklından. Olamazdı. Gerçek ya da uzak Kara'yla hiçbir karşılaşmasında buna benzer bir etkileşim olmamıştı. Zaten Meri ve Kara'nın doğrudan ilişkide olduğu anlar çok azdı. Peki bu duygu nereden kaynaklanıyordu? Meri'nin geçmişinden, belki çok öncelerden gelen anıları, Kara'yla bilmediği ilişkileri mi vardı? Met'e duyduğu yakınlık mı Kara'nın onun üzerindeki etkisini de artırıyordu? Ya da Oria ile Kara'nın niteliğini bilmediği bağlantıları mı Oria üzerinden Meri'yle Kara'yı yakınlaştırıyordu?

Meri aklından geçen düşünceler üzerinde fazla kalamadı. Kara'nın Met'le konuştuğunu duyuyor, hoş kokulu tatlı bir serinlik hissediyor, onların öyküsünü izlerken Kara'nın kendi bedenindeki dokunuşlarını yaşıyordu. Bunu yapan Kara mıydı, geçmişten gelen bazı izlerin ondaki yansıması mıydı, bilmiyordu. Kara hızlandıkça zihnindeki tüm kaygılar uzaklaştı. Kendini Kara'nın Met için hazırladığı ortamın güzelliğine, parmaklarıyla Met'e taşıdığı coşkunun rahatlığına bıraktı. Met'in yaşadıklarını yaşadı.

Kara hemen dokunmadı Meri'ye. Bulduğu güzelliği ve yükselen sıcaklığını algılaması için bekledi. Meri Kara'nın bedenine, yüzüne, gözlerine baktı. Tutkusunun gücünü hissederek titredi, sabırsızlandı. Karşısındaki Kara bile olsa, dokunuşlar aslında yaşamın kendisiydi. Yaşamdan kopmadıkça bunlara karşı konamıyordu. Kara yitirdiği bedeniyle bile ten güzelliklerinin peşinde koşmaktan hâlâ vazgeçmiyordu. Meri'nin Kara'nın ateşine direnmesinin amacı, anlamı ne olabilirdi? Yaşamının son kırıntılarını değerlendirmeye çalışan Kara'nın tüm birikimi ve deneyimiyle gelecek kokuları ve tatları almanın, seslerin ve renklerin müziğini dinlemenin, ışığı ve karanlığı görmenin, notaların sonsuzluğunu ve yokluğunu duymanın, dokunuşlarla yaşama ince örülmüş milyonlarca ağla bağlanmanın ne zararı olabilirdi? Kara'nın parmakları Meri'ye ulaştığı anda Meri'nin evreninde artık yalnızca Kara vardı.

Kara'nın ona beğenerek baktığını görmek Meri'ye mutluluk veriyordu. Kara'nın dudaklarını yanağında hissedince kızardı, gözlerini kapadı. Tenleri birbirine dokunduğunda titredi. Yaşam bir yolculuktu. En büyük güzellikler de bu ilk dokunuş anlarında mı saklıydı? Kara uzaklaştı. Meri gözleri kapalı bekledi. Gözlerini aralamak istediğinde Kara fısıldadı, "Gözlerin kapalı kalsın, beni dokunuşlarımla görmelisin Sevgili Meri." Meri Kara'nın istediğini yapmakta gecikince sol memesinin ucunu Kara'nın iki parmağıyla sıktığını gördü. Önce acı duymadı. Sonra basınç yükseldi. Gözlerini kapadı. Kara'nın dudaklarını diğer yanağında hissetti. Kara'nın Meri'nin tenindeki gezintisi başladı. Meri yalnızca küçük ve ince dokunuşların böyle etkili olabilmesine şaşırdı. Önce meme uçlarındaki ince dokunuşları hissetti. İki parmak ucu, iki ince ürperti getirmişti. Sonra Kara parmaklarıyla Meri'nin bedeninde özel bir gezintiye çıktı. Bu deneyimin başkalarınca yaşanması olanaksızdı. Kara Meri'yi iyi tanıyordu, sanki içinde ne varsa görebiliyordu, üstelik Meri'nin bedeninin verdiği küçük tepkileri bile ayrıntılarıyla gözleyip değerlendiriyor, öğreniyor, yöntemlerini saniyeler içinde geliştiriyordu. Sanki Meri'nin cinsel yaşamının ilk uyanışlarından beri özlem duyduğu kusursuz sevgili olmuştu. Meri tüm bunları, üstelik de yalnızca Kara'nın parmaklarının küçük dokunuşlarıyla yaşadığına inanamıyordu. Bedeninde kendisinin bile keşfedemediği ne çok ayrıntı vardı. Kara Meri'nin teninde dolaşan akıllı parmaklarıyla bunların tümünü nasıl böyle hızlı bulabiliyor, Meri'yi nasıl böyle coşturabiliyordu? Meri'nin bile düşünemediği ve denemediği yerlere nasıl ulaşabiliyordu? Tendeki her noktanın evreni ve yaşamı algılamak için bir geçiş kapısı açabileceğini nasıl böyle etkili gösterebliyordu? Kaç parmağı vardı Kara'nın? Meri'nin teninde kaç nokta yaşamı boyunca Kara'yı beklemişti. Kara kuşkusuz tenin uyarı noktalarını, bedensel etkileşim ağını, her bölgenin anlamını ve değerini çok iyi biliyordu. Ten Sistemi'ni geliştirirken her yana yayılmış olan ama Kara'nın zihnindeymiş gibi çalışan güçlü ekibiyle birlikte her ayrıntıyı sabırla araştırmış, en değerli bilgileri toplayarak üstün bir değerlendirme ve uygulama sistemi yaratmıştı. Meri tüm bunları bilmesine karşın, yaşamakta olduklarını anlamakta zorlanıyordu. "Met beni bu durumda görse ne düşünür?" diye geçti aklından. Birden yine sol memesinin ucunda bir acı duydu. "Benden uzaklaşmamalısın" diye fısıldıyordu Kara parmaklarıyla Meri'nin teninde gezinmeyi sürdürerek. "Benden uzaklaşmamalısın, yalnızca beni düşünmelisin" diyordu yine Meri'nin yanağına bir öpücük kondururken. "Benim getireceğim güzellikleri beklemeli, bu anın tadını çıkarmalısın" demişti parmaklarını Meri'nin dizlerine yerleştirdiğinde. Nedense yine Met'i hatırlamıştı Meri ve yine bir acı hissetmişti. Kara artık konuşmuyordu. Parmak uçları Meri'nin bacaklarında bir yürüyüşe çıkmıştı. Meri'nin Met'le birlikte normal bir yaşam kurabilmekten başka bir dileği yoktu. "Met dışında birisiyle bu tür bir deneyimi yaşamayı asla düşünemezdim, Kara'ya niçin karşı koyamıyorum acaba?" diye düşündü. Kara'nın parmakları yukarıya yaklaştıkça bedenine bir sıcaklık yayılıyor, teni daha önce hiç keşfetmediği uyarılar gönderiyordu. "Bunları yalnızca benimle yaşayabilirsin" diye fısıldadı Kara. "Evrenin verebileceği en büyük güzellikleri sana ben yaşatabilirim." Bunu duymak Meri'yi mutlu etmedi. Teni bedenini Kara'nın getirmekte olduğu güzelliğe
hazırlıyordu. Aklıysa tenin ancak bedenle ve ruhla anlam kazanabileceğine inanıyordu. Kara asla evrenin verebileceği güzellikleri veremezdi. Kara anlamla ve sözle verebileceği bir güzellik olmadığını biliyordu. Sustu. Bekledi. Sonra parmakları yine Meri'nin sıcaklığını aradı. Ona ulaşmaya çalıştı. Bekledi. Yürüdü. Bekledi. Yürüdü. Yukarılara, Meri'nin ulaşamadığı sonsuz derinliklere, gizemlere yöneldi. Meri bir an Met'i unuttu. Kara coştu, yeni boyutların, farklı özlemlerin peşine düştü. Meri ile aralarında çok özel bir ilişki kuruldu. Kara'nın parmakları Meri'nin sıcak yumuşaklığının, ılık ıslaklığının öyle noktalarıyla buluştu ki, Meri evreni ve zamanı unuttu. Yalnızca Kara'yı düşündü, onu bekledi. Kara'nın kazandığı zafer dudaklarında Meri'yi büyüleyen bir sese dönüştü. Kara bu son aşamanın tadını çıkarmaya başladı. Meri'nin ürpertilerini zevkle izliyor, gözlerini açmaya, sabırsızlanmaya kalktığında göğüs uçlarını usulca sıkıyor, sonra parmakları yine Meri'nin bedenindeki olağanüstü dokunuşlarını sürdürüyordu. Meri başka bir boyuta geçtiğinde Kara'nın neler hissettiğini, çıkardığı seslerin gerçekliğini anlayamadı. Bedeni olmayan bir Kara, yalnızca teniyle neler yaşamış olabilirdi?

Meri bu olağanüstü deneyimi yaşadıktan sonra bir süre kendine gelemedi. Sonra usulca kıpırdanarak doğruldu. Yine Met'in geçmiş öykülerini okumaya başladı. Hemen Oria ile karşılaşınca çok şaşırdı. Az önce Kara'yla yaşadığı deneyimin aynısını Met'in ona yaşatmış olduğunu görüp izleyince tuhaf bir rahatsızlık duydu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder