"Met belleğini
yitirmiş, Meri onun teninde Kara'ya esir düşmüş."
Bu korkunç haber ışık
hızında iletişim kurarak kendilerini ve birbirlerini görmekte
olan tüm zihincilerin ve tencilerin arasında bir anda yayıldı.
Met'in zihnini kaybetmesi mi, Meri'nin ten esareti mi daha kötü bir
haberdi; bilemediler.
Haberin Önce pek bir
etkisi olmadı. Durumu görüp algılayamadılar. Sonra zihinciler
büyük bir üzüntü hissettiler. Met'in ve Meri'nin acılarını
içlerinde yaşadılar. Geçmişin ve çağlarının güzel
insanlarını hâlâ bunları duymak zorunda bıraktıkları için
utandılar. Ne yapacaklarını bilemediler. Işık hızında düşünüp
ışık hızında konuştular. "İnsanlar ey, nerdesiniz?"
diye sordular. Evrenin ışığını görmeye ve göstermeye
çalıştılar. Uzayda ve zamanda yakınlar kolay, uzaklar zor
görülüyordu. Tenciler yakını, zihinciler uzağı iyi
görüyorlardı. "Tencilerin ve zihincilerin evreni birlikte
görmelerini sağlamanın bir yolunu bulmak gerek" dediler.
Önce zihinciler harekete
geçtiler. Işık hızında yürüyüp tüm zihinlerle konuştular.
Sonra tenciler kıpırdadı. Birbirlerine ve zihincilere dokundular.
Kendilerinin ve geçmişlerinin, birbirlerinin ve yaşamakta
oldukları anların tarihlerini birlikte yeniden yazdılar. Akıl
almaz bir hareketlilik oldu. Tencilerin ve zihincilerin ikili ışık
halkaları hızla küçülüp büyüdü, değişti ve dönüştü,
söndü ve yeniden yandı, genişledi ve büzüldü, birbirleriyle ve
kendileriyle yeniden, yeniden buluştular. Tenlerin ve zihinlerin
anlamları son kez keşfedildi.
"Met belleğini
yitirmiş, Meri onun teninde Kara'ya esir düşmüş."
Bu birkaç sözcüğün
zihinlerdeki anlamı ve tenlerdeki yansıması her an değişti.
Met'in ve Meri'nin, Kara'nın ve Oria'nın, tüm zihincilerin ve
tencilerin bellekleri yeniden yazıldı.
Işık hızında iletişim
kurarak kendilerini ve birbirlerini görmekte olan zihinciler ve
tenciler, geçmişlerini ve geleceklerini bir kez daha düşündüler.
Birbirlerine ışık hızında dokunabilmenin güzelliğini
hissettiler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder