2 Ekim 2019 Çarşamba

ZİHNİN TENİ, 29 Eylül 2084, Cuma

"Met belleğini yitirmiş, Meri onun teninde Kara'ya esir düşmüş."

Bu korkunç haber ışık hızında iletişim kurarak kendilerini ve birbirlerini görmekte olan tüm zihincilerin ve tencilerin arasında bir anda yayıldı. Met'in zihnini kaybetmesi mi, Meri'nin ten esareti mi daha kötü bir haberdi; bilemediler.

Haberin Önce pek bir etkisi olmadı. Durumu görüp algılayamadılar. Sonra zihinciler büyük bir üzüntü hissettiler. Met'in ve Meri'nin acılarını içlerinde yaşadılar. Geçmişin ve çağlarının güzel insanlarını hâlâ bunları duymak zorunda bıraktıkları için utandılar. Ne yapacaklarını bilemediler. Işık hızında düşünüp ışık hızında konuştular. "İnsanlar ey, nerdesiniz?" diye sordular. Evrenin ışığını görmeye ve göstermeye çalıştılar. Uzayda ve zamanda yakınlar kolay, uzaklar zor görülüyordu. Tenciler yakını, zihinciler uzağı iyi görüyorlardı. "Tencilerin ve zihincilerin evreni birlikte görmelerini sağlamanın bir yolunu bulmak gerek" dediler.

Önce zihinciler harekete geçtiler. Işık hızında yürüyüp tüm zihinlerle konuştular. Sonra tenciler kıpırdadı. Birbirlerine ve zihincilere dokundular. Kendilerinin ve geçmişlerinin, birbirlerinin ve yaşamakta oldukları anların tarihlerini birlikte yeniden yazdılar. Akıl almaz bir hareketlilik oldu. Tencilerin ve zihincilerin ikili ışık halkaları hızla küçülüp büyüdü, değişti ve dönüştü, söndü ve yeniden yandı, genişledi ve büzüldü, birbirleriyle ve kendileriyle yeniden, yeniden buluştular. Tenlerin ve zihinlerin anlamları son kez keşfedildi.

"Met belleğini yitirmiş, Meri onun teninde Kara'ya esir düşmüş."

Bu birkaç sözcüğün zihinlerdeki anlamı ve tenlerdeki yansıması her an değişti. Met'in ve Meri'nin, Kara'nın ve Oria'nın, tüm zihincilerin ve tencilerin bellekleri yeniden yazıldı.

Işık hızında iletişim kurarak kendilerini ve birbirlerini görmekte olan zihinciler ve tenciler, geçmişlerini ve geleceklerini bir kez daha düşündüler. Birbirlerine ışık hızında dokunabilmenin güzelliğini hissettiler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder