Meri Met'in Teni'ne girme
riskini aldığından beri yaşamış ve tanımış olduklarıyla,
bildikleri ve henüz öğrenmedikleriyle, yapabildikleri ve
yapamadıklarıyla, Met'le ve Oria'yla, Kara'yla ve onun kontrol
ettiği tencilerin her biriyle, bir tene gerek duymadan iletişim
kurabildikleri zihincilerle, zamanla ve uzayla, dünyayla ve evrenle,
yaşamakla ve ölmekle ilişkisi çok değişmişti. Yaşamın
dokusunu artık çok daha yoğun ve sürekli hissediyordu. Bilgileri,
düşünceleri ve duyguları anlık olarak değişiyordu. Nerede
olduğuna ve kim olduğuna karar vermekte zorlanmaya başlamıştı.
Oria'yı neredeyse unutmuştu. Met'i de unutmaktan, yalnızca
Kara'nın ve Ten Sistemi'nin usta oyunlarının etkisi altına girip
kaybolmaktan korkuyordu. Zihincilerden ona güç verecek ışıklar
gelmesini bekliyordu ama her yanı bir sessizlik kaplamıştı. Kara,
Oria'nın da desteğini alarak tencileri harekete geçirmişti.
Yaşamın dokusunu yalnızca Kara'nın Ten Sistemi'nden gelen
sinyallerle hissedebiliyorlardı ve içinde bulundukları durumdan
başkasını bilmiyor ve düşünemiyorlardı. "Yeniliyoruz"
diye kara bir düşünce geçti Meri'nin aklından. Yanında sessizce
duran Met'e baktı. "Yenilmemeliyiz" dedi. "Bir
kurtuluş yolu bulmalıyız sevgilim" diyerek ona sıkıca
sarıldı. Meri'nin Met'e sarılmasını Kara da yaşamıştı. Meri
bir an için üçünün en iyi ve güzel yanlarının birleştiğini
hissetti. Sonra Kara kıskançlığı ve öfkesiyle büyüyen
nefretine yenik düştü. Met'in Teni, Meri'nin işkence aracına
dönüştü. Meri sesini çıkarmadı. Acıdan yaşaran gözleriyle
bekledi. Evrensel sistem kalıcı zarar verilmesine asla izin
vermiyordu. Kara öcünü Meri'nin haklarını ve varlığını
tehlikeye atacak yöntemlerle alamazdı. Ancak kısa sürede tümüyle
düzelebilecek etki alanları yaratarak Meri'yi sarsmaya ve dengesini
bozmaya çalışabilirdi. Meri bunu bilerek dayanıyor ve sabırla
bekliyordu.
Met'le pek uzun sürememiş
mutluluklarını düşündü. Aralarında Met'in teni olmadan; önce
uzak ilişkilerle, sonra kısa bir zaman için bile olsa yakın ve
gerçek dokunuşlarla buluşabilmişlerdi. Ne yazık ki
birliktelikleri çok uzun sürememişti. Önce Met'in Teni, sonra da
belleğini yitirmesi onları gerçek ilişkilerinden ayırmıştı.
Öte yandan, Zihinciler ve Tenciler arasındaki ölümcül çekişme
doğru bir yaklaşımla çözümlenmezse kişisel ve toplumsal
yaşamlarının ötesinde sorunlar yaşanabilecek, evrenin ışık ve
karanlık dengeleri zarar görebilecekti.
Kara'nın anlık
nefretiyle bozulan dengesi düzelmişti. Artık Met'in, Meri'nin ve
Oria'nın tenlerinde yaşamın dokusunu hissedebiliyordu. Meri gerçek
teninde, Met'in Teni üzerinden gelen olağanüstü güzel dokunuşlar
bulmaya, en güzel anılarını yaşarken onlara yepyeni güzellikler
katmaya başladı. Kara onu okşuyordu. Kendisinin, Met'in ve
Oria'nın akıllarını ve ellerini kullanarak ona dokunuyordu.
Hepsinin dudaklarıyla onu öpüyordu. Tenlerini Meri'nin gerçek
teni üzerinde buluşturuyordu. Meri uzayın ve zamanın sonsuzluğunu
hissediyordu. Erişilmez anların güzelliğine yaklaşıyor ve
yüceliyordu. Hep birlikte kıpırdadıklarını, dokunduklarını,
soluk aldıklarını, coştuklarını, çığlıklar attıklarını,
yükseldiklerini ve daha yükseklere ulaşmakta olduklarını
anlıyordu. Meri bir kez daha keşfedilmemiş dağların zirvelerine
çıkıyordu. Yaşamın Met, Oria ve Kara'nın güçleriyle gelen
dokusunu hissediyordu. Meri yaşıyordu. En üst tepeye vardıkları
son anda "Yaşamın güzelliğini bizden alma" düşüncesi
geçti aklından.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder