2 Ekim 2019 Çarşamba

YAŞAMIN DOKUSU, 12 Mayıs 2084, Cuma

Meri Met'in Teni'ne girme riskini aldığından beri yaşamış ve tanımış olduklarıyla, bildikleri ve henüz öğrenmedikleriyle, yapabildikleri ve yapamadıklarıyla, Met'le ve Oria'yla, Kara'yla ve onun kontrol ettiği tencilerin her biriyle, bir tene gerek duymadan iletişim kurabildikleri zihincilerle, zamanla ve uzayla, dünyayla ve evrenle, yaşamakla ve ölmekle ilişkisi çok değişmişti. Yaşamın dokusunu artık çok daha yoğun ve sürekli hissediyordu. Bilgileri, düşünceleri ve duyguları anlık olarak değişiyordu. Nerede olduğuna ve kim olduğuna karar vermekte zorlanmaya başlamıştı. Oria'yı neredeyse unutmuştu. Met'i de unutmaktan, yalnızca Kara'nın ve Ten Sistemi'nin usta oyunlarının etkisi altına girip kaybolmaktan korkuyordu. Zihincilerden ona güç verecek ışıklar gelmesini bekliyordu ama her yanı bir sessizlik kaplamıştı. Kara, Oria'nın da desteğini alarak tencileri harekete geçirmişti. Yaşamın dokusunu yalnızca Kara'nın Ten Sistemi'nden gelen sinyallerle hissedebiliyorlardı ve içinde bulundukları durumdan başkasını bilmiyor ve düşünemiyorlardı. "Yeniliyoruz" diye kara bir düşünce geçti Meri'nin aklından. Yanında sessizce duran Met'e baktı. "Yenilmemeliyiz" dedi. "Bir kurtuluş yolu bulmalıyız sevgilim" diyerek ona sıkıca sarıldı. Meri'nin Met'e sarılmasını Kara da yaşamıştı. Meri bir an için üçünün en iyi ve güzel yanlarının birleştiğini hissetti. Sonra Kara kıskançlığı ve öfkesiyle büyüyen nefretine yenik düştü. Met'in Teni, Meri'nin işkence aracına dönüştü. Meri sesini çıkarmadı. Acıdan yaşaran gözleriyle bekledi. Evrensel sistem kalıcı zarar verilmesine asla izin vermiyordu. Kara öcünü Meri'nin haklarını ve varlığını tehlikeye atacak yöntemlerle alamazdı. Ancak kısa sürede tümüyle düzelebilecek etki alanları yaratarak Meri'yi sarsmaya ve dengesini bozmaya çalışabilirdi. Meri bunu bilerek dayanıyor ve sabırla bekliyordu.

Met'le pek uzun sürememiş mutluluklarını düşündü. Aralarında Met'in teni olmadan; önce uzak ilişkilerle, sonra kısa bir zaman için bile olsa yakın ve gerçek dokunuşlarla buluşabilmişlerdi. Ne yazık ki birliktelikleri çok uzun sürememişti. Önce Met'in Teni, sonra da belleğini yitirmesi onları gerçek ilişkilerinden ayırmıştı. Öte yandan, Zihinciler ve Tenciler arasındaki ölümcül çekişme doğru bir yaklaşımla çözümlenmezse kişisel ve toplumsal yaşamlarının ötesinde sorunlar yaşanabilecek, evrenin ışık ve karanlık dengeleri zarar görebilecekti.

Kara'nın anlık nefretiyle bozulan dengesi düzelmişti. Artık Met'in, Meri'nin ve Oria'nın tenlerinde yaşamın dokusunu hissedebiliyordu. Meri gerçek teninde, Met'in Teni üzerinden gelen olağanüstü güzel dokunuşlar bulmaya, en güzel anılarını yaşarken onlara yepyeni güzellikler katmaya başladı. Kara onu okşuyordu. Kendisinin, Met'in ve Oria'nın akıllarını ve ellerini kullanarak ona dokunuyordu. Hepsinin dudaklarıyla onu öpüyordu. Tenlerini Meri'nin gerçek teni üzerinde buluşturuyordu. Meri uzayın ve zamanın sonsuzluğunu hissediyordu. Erişilmez anların güzelliğine yaklaşıyor ve yüceliyordu. Hep birlikte kıpırdadıklarını, dokunduklarını, soluk aldıklarını, coştuklarını, çığlıklar attıklarını, yükseldiklerini ve daha yükseklere ulaşmakta olduklarını anlıyordu. Meri bir kez daha keşfedilmemiş dağların zirvelerine çıkıyordu. Yaşamın Met, Oria ve Kara'nın güçleriyle gelen dokusunu hissediyordu. Meri yaşıyordu. En üst tepeye vardıkları son anda "Yaşamın güzelliğini bizden alma" düşüncesi geçti aklından.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder