2 Ekim 2019 Çarşamba

CİNAYETLERİN GECESİ, 10 Eylül 2084, Pazar


Merilia insanlığın yakın tarihinden cinayetlerin işlendiği karanlık bir geceye ulaştı. Katiller hiçbir zaman insan olmamışlardı ama her zaman gerçek insanların arasına saklanmıştılar.

YEDİ GENERALİN GECESİ

Nihai ve belirleyici karar toplantılarından biriydi. Yedi üyeli ekipte hiç lider yoktu ama Anmeri ve Bakara çok iyi seçilmiş argümanlarıyla toplantıyı yönlendiriyorlardı. Onların görülebilir ve işitilebilir, anlaşılabilir ve hissedilebilir önermeleri; karar matrislerinin yollarını ve ağaçlarını belirleyen en açık ifadelerdi. Yedi general zamanlarının on beş diğer önemli yüzünü sonlandırmak üzere bir karar vermek durumundaydılar. Tarihsel bir perspektifle, on beş karanlık zihinli üyenin ölümü hak etmiş olduğu sonucuna varmak kolaydı. Ancak Anmeri çağdaş bir esnek değerlendirme görüşüyle bakarak yolun araçlarını kullanmayı reddediyordu. Dünyanın çoğu bölgesinde çok zaman önce yerel mutabakatlarla kaldırılmış olduğu için ölüm, ceza olamazdı. Ona göre, toplumu daha iyi geleceklere doğru değiştirmek için kendilerine ait yeni yöntemlerini kendi ve yeni yöntemlerini geliştirmeleri gerekiyordu. Karanlık zihinlerin etkilerini sınırlamalı, başkalarına ve doğaya zarar vermesini hatta doğayı ve evreni riske atmalarını önlemek için onları kontrol etmeliydiler. Ancak geçmişin lanetlenmiş yöntemlerinin kullanılmasına izin verilmiyordu. Argümanlar takımların farklı üyeleri tarafından ileri sürüldüğü halde, tartışma Anmeri ve Bakara arasındaki bir tartışma gibi göründü. Anmeri temel argümanı başta belirtti ve Bakara onun açık ifadesine anlamlı bir yanıt ileri süremedi. Ancak, ekibin üyeleri mevcut toplumun gerçek çeşitliliğini yansıtmak için dikkatle seçilmiş oldukları halde, önyargılardan hâlâ uzak değildiler. Geçmişin izleri kim olduklarına ve kendilerini kim hissettiklerine göre zihinlerindeki önyargıları hâlâ tetikliyordu. Çoğu hâlâ evrenin gözleriyle göremiyordu. Hâlâ etnik kökenlerini, politik, kişisel ve cinsel tercihlerini kullanma eğilimindeydiler ve kavramalarında ve etkileşimlerinde temel karar kılavuzları olarak kendi iç ve dış kurallarını kullanıyorlardı. Yerel ve kısıtlanmış sınırların ötesini görerek ortak bir akılla düşünmek hâlâ çok zordu. Bakara'nın yüzündeki zafer ifadesi büyüdükçe, Anmeri gittikçe daha üzgün hissediyordu.

"Bu on beş yaratığın insan olmadığını ve yaşamayı hak etmediğini biliyorum. Ancak bu, rastgele hareketler ve bilinçsiz kararlarla belirlenmiş ve gerçekleşmiş basit rastlantıların bir sonucuydu. Onları kontrol altında tutarak, bir iyileşme zamanı vermeliyiz. Değişecek ve kısa sürede çağdaş insanlardan biri olacaklardır. Zamanları gelince öleceklerdir."

"Biliyorsun doğal nedenlerle ölmek çağımızda ve sistemimizde pek kolay değil" dedi Bakara. "Muhtemelen kısa sürede imkânsız olacak. Bu yüzden zararlı yönleri olabilecek tohumları en kısa sürede ortadan kaldırmalıyız."

Anmeri Bakara'ya gözlerinde derin bir acıyla baktı.

"Bunların senin gerçek düşüncelerin olduğuna inanamıyorum. Bunu tarihin kara sayfalarından hiçbir farkı olmadığını göremiyor musun? Onlar her zaman, onu koruduklarını iddia ederek insanlığı katlettiler. Sen çağımızda bir katliamı savunuyorsun."

"Bu bir katliam değil, on beş ölümcül sapmanın sonlandırılması. Tarihte onlar tarafından öldürülmüş çocukların sayısını hesaplayabiliyor musun?"

"Nefretimi artıracak ve beni yapılmasının doğru olduğuna inandığım her şeyi yapmaya yetkim olduğuna ikna edecek hiçbir iş yapmak istemiyorum. Ne demek istediğini tahmin edebileceğinden çok daha iyi biliyorum. Tüm çocukların, kadınların, erkeklerin, diğer kimliklerin, çiçeklerim, hayvanların, ağaçlarını ormanların ve doğanın karanlık geçmişimizde yaşadığı tüm acıları hissediyorum. Fakat tüm bunlara bir son vermeliyiz. Ateşi daha fazla benzinle söndüremeyiz. Değişmekten ve başkalarının değişmesine izin vermekten başka seçeneğimiz yok. Daha iyi bir gezegende daha iyi yaşamlar sürmeyi gerçekten istiyorsak, bunu yapmalıyız."

Bakara bir an için durakladı ama birkaç saniye içinde, oturumun son ve belirleyici konuşmasını yapıyor gibi, soğukkanlılıkla ve güvenle cevap verdi.

"Sana tümüyle katılıyorum" dedi. "Ancak, seni kendinden bile korumam gerektiğine inanıyorum. Biliyorum, eşitiz. Ama sen hâlâ zayıfsın, başka yaşamlara son vermeye cesaret edemiyorsun. Bu çok tehlikeli sevgili Anmeri'm. Biliyorsun, seni çok seviyorum. Sen benim için yaşamın anlamısın. Seni kendinden bile korumalıyım. Kararına katılamam. Bunu yapamam. Mevcut nüfusumuzu ve çocuklarımızı korumak için bunu yapmamalıyım."

Bu, tartışmanın sonu değildi ama daha sonra kararı değiştirebilecek hiçbir şey olmadı. Yedi generalin gecesi, Anmeri'nin ve diğer iki üyenin onaylamadığı bir kararla sonuçlandı. Cinayetlerin gecesi, üç üyenin desteğiyle Bakara tarafından kararlaştırıldı.

GECENİN CİNAYETLERİ

On beş yüz dikkatle seçilmiş ve ölüme mahkum edilmişti. Merilia'nın seçilen yüzlerin kimlikleri konusunda hiçbir kuşkusu yoktu. Onların en yüksek cezanın verilmesini hak eden ilk on beş kişi olduğundan emindi. Ancak, ölüm cezasını ve zor kullanılarak yapılan herhangi bir hareketi kabul etmesi mümkün değildi. Bir ışık hızında iletişim çağında, doğrudan kutupsal çatışmaların ve geleneksel çözüm yöntemlerinin yirmi birinci yüzyılda çok daha erken kaldırılmış olması gerekirdi. Bu mümkün olmamıştı, Bakara'yı, Anmeri'nin gerçekten sevdiği adamı ikna etmek mümkün olmamıştı.

"Bu adama niçin âşık olduğumu bilmiyorum" diye düşündü Anmeri. Bir yanıt bulmak kolay değildi. Anmeri'nin onu sevmesi için birçok neden vardı ama dünyadaki tek erkek o değildi. "Kader" diye fısıldadı ve gülümsedi. Yaşamın temel mekanizmasıydı. Rastlantılar ve kararlar, insanları ve geleceklerini belirliyordular. İnfaz sürecinin ayrıntılarını öğrenmek istemedi. On beş katil, tarihteki kritik katliamların baş oyuncularının torunlarıydılar. Ataları korkunç şeyler yapmıştılar ve onlar da kendi zamanlarının en korkunç hareketlerini yaparak atalarının peşlerinden gitmiştiler. Anmeri kendini Bakara'nın haklı olduğuna, bundan sonra her şeyin ve yaşamın güzel olacağına inandırmanın bir yolunu bulmayı çok isterdi. Bunu yapmak mümkün değildi. Anmeri zihninin onaylamadığı bir şekilde düşünmenin bir yolunu bulamıyordu. Bu konuda Bakara'nın da tam olarak onun gibi olduğundan emindi. Zihinleri farklı kararlar vermişti ve onları ayırmıştı. Anmeri çok üzgündü. Bakara'nın da çok üzgün olduğundan emindi, muhtemelen Anmeri'den daha fazla.

Gecenin cinayetleri on beş zararlı tohumun tüm izlerini tarihten sildi ama onlar sapmış insanlardan başka hiçbir şey değildiler. Bakara bu infazlardan sonra geleceğin daha iyi olacağına inanıyordu. Anmeri kendisini yaşamın daha iyi geleceklere giden yolları hâlâ bulabileceğine inandırmaya çalıştı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder