Meri birdenbire Met'in
sesini ne kadar çok özlemiş olduğunu anladı. Met onun yanında
olduğu halde uzak bir dünyada yaşıyor gibiydi. Hiç konuşmuyor
değildi ama belleğindeki derin boşluklar Meri'yle daha önceki Met
gibi konuşmasını engelliyordu. Konuştuğu zamanlarda da aklına
gelen bir ayrıntıdan söz edip hemen susuyordu. En çok kâğıtlardan
söz eder olmuştu ve aradığı kâğıtları hiçbir yerde
bulamamışlardı. Çok eskiden kalmış olmalıydılar. Meri onların
Met'le geçmişi arasındaki bir köprü kurabilmesini ummuştu ama
bir sonuç alamamışlardı. Meri Kara'yı anlamaya çalışmış,
yeni yollar açarak bir çözüme ulaşmak için çabalamıştı. Son
dönemlerinde yaşamında Met'in sesi yoktu. Met'in Teni üzerinden
Ten Sistemi'yle kurduğu bağlantılar dışında duyduğu hiçbir
ses, gördüğü hiçbir yüz, hissettiği hiçbir ten yoktu. Met'in
doğal yüzü ve teni çok uzaktaydı. Meri onu çok özlemişti. Ama
Met Meri'ye bir anda geçmişteki bir ilişkilerini hatırlatan bir
ses çıkarınca, Met'in en çok sesini özlemiş olduğunu anladı.
Heyecanlı ve coşkulu bir "Ah!" demişti Met ve Meri onun
soluk seslerinin hızlandığını hissetmişti. Ses yabancı
değildi. Meri'de güzel duygular uyandırıyordu. Meri'ye
birlikteliklerinin en güzel öykülerini yazdırıyordu. Met'in bazı
dokunuşlardan nasıl etkilendiğini, teninin Meri'nin usulca okşayan
eline ve parmaklarına nasıl tepkiler verdiğini Meri'nin
unutabilmesi olanaksızdı. Met'i böylesine etkileyebildiğini
gördüğünde önce şaşırmış, sonra sevinç ve gurur duymuştu.
Met kendisini Meri'ye bırakmaya bayılıyordu. Teninde hissettiği
güzellikler bedenine ve zihnine yayılıyor, ruhunda yepyeni
anlamlar kazanarak Meri'yle buluşuyor, bütünleşiyordu. Meri
dokundukça bedeninin kıvrılışları, ileriye ve geriye küçük
hareketleri, dönüşleri ve doğruluşları, tenindeki ürpertiler,
ellerinin ve kollarının Meri'nin isteklerine istemsizce uyarak
olması gereken yerlere uzanması, teninde ve tüm varlığında
Meri'yi hissetmesi; sevginin ve mutluluğun Meri'nin dokunduğu her
noktada yeni tanımlarını yapabilmesi onu yeni boyutlara taşıyordu.
Sesi birbirlerine dokunuşlarının ve tenlerinin ürpertilerinin
şarkılarını söylüyordu. İlişkilerinde bazen Meri'nin, bazen
Met'in şarkıları baskın oluyordu. Meri Met'in dokunuşlarıyla
yeni şarkılar söyleyerek dans etmeyi çok seviyordu. Birçok kez
kendinden geçerek asla düşünemeyeceği sesler çıkarmış,
hareketler yapmıştı. Ama Met'in onun dokunuşlarıyla yeni
şarkılar bulmasına ve akla gelmeyecek kıpırtılarla yeni yollar
açmasına bayılıyordu. Met'in böyle zamanlardaki sesleri,
Meri'nin yaşamın güzelliğiyle doldurulmuş büyülü bir evrende
yüzmesini ve uçmasını sağlıyordu.
Met geçmişteki bir
ilişkilerini hatırlatan bir sesle "Ah!" deyince Meri onun
soluk seslerinin hızlandığını hissetti ve teni bir anda ateş
olup yanmaya başladı. Met'in hatırladığı güzelliği Meri de
hatırlıyordu ve bunu Met'e ayrıntılarıyla hatırlatarak anısını
yeniden yaşatmakta kararlıydı. Met'in geçmişte çıkarmış
olduğu sesleri yeniden duymak istiyordu. Bunları Met'ten
dinleyebilmek Meri'yi çok mutlu edecekti. Üstelik çok umutluydu.
Bu deneyim belki de Met'in geçmişle bağını güçlendirebilirdi.
Meri o günü hatırlamaya çalıştı. Nerelere dokunduğunu,
Met'in tepkilerine göre nasıl değişiklikler yaptığını;
müziğin yükselişlerini, alçalışlarını, dansın
hızlanışlarını ve yavaşlamalarını nasıl ayarladığını
düşündü. Dİkkatle ve adım adım yürüyerek Met'i aynı
yollardan geçirmeye çalıştı. Met'in geçmişten gelen yeni
sesini dinledi. Kendi sesleriyle karşılık verdi. Bedenleri
zihinlerinde oluşan güçlü etkilerle sarsılıyordu. Tenleri ve
elleri birbirleriyle karışıp buluşarak ürperiyordu. Met'in
Meri'nin dokunuşlarına cevap veren geçmişteki sesi, Meri'yi
olağanüstü yeni yolculuklara çıkarıyordu. Met kıvrılan
bedeniyle Meri'nin ellerine, parmaklarına ve her yerine ulaşmaya
çalışarak, kendisini tümüyle ona bırakıyordu. Dudakları
Meri'yi öper gibi kıvrılıyor, elleri onu okşar gibi boşlukta
dolaşıyor, bacakları onu sarmak ister gibi açılıyor, bedeni
onunla aynı şekilleri alarak kıvrılıp düzeliyor, Meri'nin
dokunuşlarının ve varlığının her yerine ulaşmasını
bekliyordu. Bazen fısıldayarak, bazen kısık sesle, bazen kısa
çığlıklarla, bazen uzun ve etkili tonlarla konuşuyordu.
"Güzelim, ne güzel
buldun nerede olman gerektiğini. İşte hep orada hissetmek
istemiştim seni. Tenim ve bedenim öylesine istiyor ki seni, oradaki
varlığının her yanımı kaplamasını istiyorum. Oh güzelim, ne
güzel dokunuyorsun. Beni sevmek için doğmuş olmalısın sen.
Dokunuşlarında evrenin ve yaşamanın güzelliğini hissediyorum.
Canım, bir tanem, işte şimdi tam da oraya gelmeni istemiştim. Oh,
işte bu duygu belki de tüm kaygıları unutabilmenin tek yolu. Oh,
işte güzelim. Bana yaşamayı bir kez daha öğretiyorsun. Seni
bekliyorum bir tanem. Şimdi nereye geleceğini merak ediyorum. Sen
benim ne istediğimi benden bile iyi biliyor, tatlı sürprizler
yapıyorsun. Neredesin güzelim, okşayışların çok güzel ama
niçin bu kadar yavaş ve sessizsin? Kıvrılan bedenimin ve ürperen
tenimin seni nasıl beklediğini görmüyor musun? Seni her yerimde,
beni en çok mutlu edecek noktalarda hissetmek istiyorum. Oh, işte
güzelim. Bana yaşamayı bir kez daha öğretiyorsun. Yine buldun
bana nerede ve nasıl dokunacağını. Oh güzelim, oh güzelim,
bedenim seni tenimde hissetmek için kıvrılıyor ve seni
bekliyorum. Dizlerimi göğsüme değecek gibi büküp çekerek bana
dokunmanı, beni sevmeni, her yerime ulaşmanı bekliyorum.
Dokunuşlarında evrenin ve yaşamanın güzelliğini hissediyorum.
Sen bana dokundukça sana dokunmak istiyor, sen okşadıkça okşamak,
öptükçe öpmek istiyorum. Oh güzelim, ne güzel dokunuyorsun.
Seni seviyorum bir tanem. Son dokunuşunu neremde ve nasıl
yapacağını çok merak ediyorum. Oh güzelim, ne güzel
dokunuyorsun. Niçin durakladın sevgilim? Seni bekliyorum. Oh
güzelim, ne güzel dokunuyorsun. Seni bekliyorum. Son dokunuşunu
neremde ve nasıl yapacaksın? Oh güzelim, oh güzelim, seni
bekliyorum. Seni beklemek ne güzel. Ah güzelim, ne güzel buldun bu
anda ve bu noktada en son nerede olman gerektiğini. Seni bekliyorum.
Ah güzelim, ne güzel dokunuyorsun. Seni bekliyorum. Seni
bekliyorum. Seni bekliyorum. Ah. Güzelim. Ah. Güzelim. Ah!"
Meri birdenbire Met'in
sesini ne kadar çok özlemiş olduğunu anladı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder