2 Ekim 2019 Çarşamba

MET'İN SESİ, 26 Mayıs 2084, Cuma


Meri birdenbire Met'in sesini ne kadar çok özlemiş olduğunu anladı. Met onun yanında olduğu halde uzak bir dünyada yaşıyor gibiydi. Hiç konuşmuyor değildi ama belleğindeki derin boşluklar Meri'yle daha önceki Met gibi konuşmasını engelliyordu. Konuştuğu zamanlarda da aklına gelen bir ayrıntıdan söz edip hemen susuyordu. En çok kâğıtlardan söz eder olmuştu ve aradığı kâğıtları hiçbir yerde bulamamışlardı. Çok eskiden kalmış olmalıydılar. Meri onların Met'le geçmişi arasındaki bir köprü kurabilmesini ummuştu ama bir sonuç alamamışlardı. Meri Kara'yı anlamaya çalışmış, yeni yollar açarak bir çözüme ulaşmak için çabalamıştı. Son dönemlerinde yaşamında Met'in sesi yoktu. Met'in Teni üzerinden Ten Sistemi'yle kurduğu bağlantılar dışında duyduğu hiçbir ses, gördüğü hiçbir yüz, hissettiği hiçbir ten yoktu. Met'in doğal yüzü ve teni çok uzaktaydı. Meri onu çok özlemişti. Ama Met Meri'ye bir anda geçmişteki bir ilişkilerini hatırlatan bir ses çıkarınca, Met'in en çok sesini özlemiş olduğunu anladı. Heyecanlı ve coşkulu bir "Ah!" demişti Met ve Meri onun soluk seslerinin hızlandığını hissetmişti. Ses yabancı değildi. Meri'de güzel duygular uyandırıyordu. Meri'ye birlikteliklerinin en güzel öykülerini yazdırıyordu. Met'in bazı dokunuşlardan nasıl etkilendiğini, teninin Meri'nin usulca okşayan eline ve parmaklarına nasıl tepkiler verdiğini Meri'nin unutabilmesi olanaksızdı. Met'i böylesine etkileyebildiğini gördüğünde önce şaşırmış, sonra sevinç ve gurur duymuştu. Met kendisini Meri'ye bırakmaya bayılıyordu. Teninde hissettiği güzellikler bedenine ve zihnine yayılıyor, ruhunda yepyeni anlamlar kazanarak Meri'yle buluşuyor, bütünleşiyordu. Meri dokundukça bedeninin kıvrılışları, ileriye ve geriye küçük hareketleri, dönüşleri ve doğruluşları, tenindeki ürpertiler, ellerinin ve kollarının Meri'nin isteklerine istemsizce uyarak olması gereken yerlere uzanması, teninde ve tüm varlığında Meri'yi hissetmesi; sevginin ve mutluluğun Meri'nin dokunduğu her noktada yeni tanımlarını yapabilmesi onu yeni boyutlara taşıyordu. Sesi birbirlerine dokunuşlarının ve tenlerinin ürpertilerinin şarkılarını söylüyordu. İlişkilerinde bazen Meri'nin, bazen Met'in şarkıları baskın oluyordu. Meri Met'in dokunuşlarıyla yeni şarkılar söyleyerek dans etmeyi çok seviyordu. Birçok kez kendinden geçerek asla düşünemeyeceği sesler çıkarmış, hareketler yapmıştı. Ama Met'in onun dokunuşlarıyla yeni şarkılar bulmasına ve akla gelmeyecek kıpırtılarla yeni yollar açmasına bayılıyordu. Met'in böyle zamanlardaki sesleri, Meri'nin yaşamın güzelliğiyle doldurulmuş büyülü bir evrende yüzmesini ve uçmasını sağlıyordu.

Met geçmişteki bir ilişkilerini hatırlatan bir sesle "Ah!" deyince Meri onun soluk seslerinin hızlandığını hissetti ve teni bir anda ateş olup yanmaya başladı. Met'in hatırladığı güzelliği Meri de hatırlıyordu ve bunu Met'e ayrıntılarıyla hatırlatarak anısını yeniden yaşatmakta kararlıydı. Met'in geçmişte çıkarmış olduğu sesleri yeniden duymak istiyordu. Bunları Met'ten dinleyebilmek Meri'yi çok mutlu edecekti. Üstelik çok umutluydu. Bu deneyim belki de Met'in geçmişle bağını güçlendirebilirdi. Meri o günü hatırlamaya çalıştı. Nerelere dokunduğunu, Met'in tepkilerine göre nasıl değişiklikler yaptığını; müziğin yükselişlerini, alçalışlarını, dansın hızlanışlarını ve yavaşlamalarını nasıl ayarladığını düşündü. Dİkkatle ve adım adım yürüyerek Met'i aynı yollardan geçirmeye çalıştı. Met'in geçmişten gelen yeni sesini dinledi. Kendi sesleriyle karşılık verdi. Bedenleri zihinlerinde oluşan güçlü etkilerle sarsılıyordu. Tenleri ve elleri birbirleriyle karışıp buluşarak ürperiyordu. Met'in Meri'nin dokunuşlarına cevap veren geçmişteki sesi, Meri'yi olağanüstü yeni yolculuklara çıkarıyordu. Met kıvrılan bedeniyle Meri'nin ellerine, parmaklarına ve her yerine ulaşmaya çalışarak, kendisini tümüyle ona bırakıyordu. Dudakları Meri'yi öper gibi kıvrılıyor, elleri onu okşar gibi boşlukta dolaşıyor, bacakları onu sarmak ister gibi açılıyor, bedeni onunla aynı şekilleri alarak kıvrılıp düzeliyor, Meri'nin dokunuşlarının ve varlığının her yerine ulaşmasını bekliyordu. Bazen fısıldayarak, bazen kısık sesle, bazen kısa çığlıklarla, bazen uzun ve etkili tonlarla konuşuyordu.

"Güzelim, ne güzel buldun nerede olman gerektiğini. İşte hep orada hissetmek istemiştim seni. Tenim ve bedenim öylesine istiyor ki seni, oradaki varlığının her yanımı kaplamasını istiyorum. Oh güzelim, ne güzel dokunuyorsun. Beni sevmek için doğmuş olmalısın sen. Dokunuşlarında evrenin ve yaşamanın güzelliğini hissediyorum. Canım, bir tanem, işte şimdi tam da oraya gelmeni istemiştim. Oh, işte bu duygu belki de tüm kaygıları unutabilmenin tek yolu. Oh, işte güzelim. Bana yaşamayı bir kez daha öğretiyorsun. Seni bekliyorum bir tanem. Şimdi nereye geleceğini merak ediyorum. Sen benim ne istediğimi benden bile iyi biliyor, tatlı sürprizler yapıyorsun. Neredesin güzelim, okşayışların çok güzel ama niçin bu kadar yavaş ve sessizsin? Kıvrılan bedenimin ve ürperen tenimin seni nasıl beklediğini görmüyor musun? Seni her yerimde, beni en çok mutlu edecek noktalarda hissetmek istiyorum. Oh, işte güzelim. Bana yaşamayı bir kez daha öğretiyorsun. Yine buldun bana nerede ve nasıl dokunacağını. Oh güzelim, oh güzelim, bedenim seni tenimde hissetmek için kıvrılıyor ve seni bekliyorum. Dizlerimi göğsüme değecek gibi büküp çekerek bana dokunmanı, beni sevmeni, her yerime ulaşmanı bekliyorum. Dokunuşlarında evrenin ve yaşamanın güzelliğini hissediyorum. Sen bana dokundukça sana dokunmak istiyor, sen okşadıkça okşamak, öptükçe öpmek istiyorum. Oh güzelim, ne güzel dokunuyorsun. Seni seviyorum bir tanem. Son dokunuşunu neremde ve nasıl yapacağını çok merak ediyorum. Oh güzelim, ne güzel dokunuyorsun. Niçin durakladın sevgilim? Seni bekliyorum. Oh güzelim, ne güzel dokunuyorsun. Seni bekliyorum. Son dokunuşunu neremde ve nasıl yapacaksın? Oh güzelim, oh güzelim, seni bekliyorum. Seni beklemek ne güzel. Ah güzelim, ne güzel buldun bu anda ve bu noktada en son nerede olman gerektiğini. Seni bekliyorum. Ah güzelim, ne güzel dokunuyorsun. Seni bekliyorum. Seni bekliyorum. Seni bekliyorum. Ah. Güzelim. Ah. Güzelim. Ah!"

Meri birdenbire Met'in sesini ne kadar çok özlemiş olduğunu anladı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder