2 Ekim 2019 Çarşamba

KARA'NIN RAHATLAMASI, 10 Eylül 2082, Perşembe

Meri, Kara'nın umutsuz kıvranışlarını görüp izlediği bu kışkırtıcı sahnelere nasıl ulaştığını bilmiyordu. Önce hemen erişim noktasını değiştirip gördüklerini unutmayı düşünmüştü. Sonra yine bilgiden gelecek acılara dayanması gerektiğine karar verdi. Kara'yı anlayıp onu yenmesine, Met'in ve kendisinin ve belki de Kara'nın bilinçsiz tutsakları olmuş tüm insanların geleceğini kurtarması buna bağlı olabilirdi. Geçmişte tarihin asla geri çevrilmeyeceğine, halkların mutlaka kazanacağına inananlar olduğunu biliyordu. Bu belki doğruydu ama kontrol mekanizmalarındaki olağanüstü gelişme ve bunların kişisel çıkarlar için ele geçirilebilmesi Kara gibi büyük etki merkezleri yaratmıştı. Bu gelişmeyi zamanında öngören ve Ten Sistemi'ni doğru anda sunup yaygınlaştırarak önemli bir güç kazanan Kara şu anda en etkili kişi olmuş, sistemindekilerle birlikte dışarıda kalanların da geleceğini belirler duruma gelmişti.

Oysa bu görüntülerde Kara hiç de rahat ve mutlu görünmüyordu. Aslında yine her zamanki gibi muhteşemdi. Onun kıpırtılarını görünce Meri yine etkilenmiş, yaşadıklarını sonuna dek izlemek için kendinden bile gizlediği bir istek duymuştu. Tüm dünya tarihinde daha güzel bir beden, daha güzel bir yüz, yaşamın ve cinselliğin bütün inceliklerini böyle iyi kavramış ve onları yeni katkılarla sürekli aşan bir bilinç daha bulunabilir miydi? Meri karar veremedi. Düşüncelerinin bütünlüğünü de daha fazla koruyamadı. Kendisini Kara'nın deneyimine bıraktı. Bir an aklına artık bir bedeni bile olmayan, evrenle bağını yalnızca yapay teniyle kuran bir kadını izlemekte olduğu geldi. Kara'nın o andaki hareketini görüp çıkardığı sesi duyunca, bu uyarı da hemen uçup gitti.

Kara'nın bir bedeni yoktu ama kendini iyi tanıyordu. Tarihten süzdüğü bilgileri; içinin ve teninin, dünyanın merkezinden uzayın sonsuzluklarına uzanan evrenin, ulaşılmış ne varsa hepsinin geçmişten geleceğe taşınan tüm değerli ayrıntılarını toplamış ve bunları işleyerek anlamlı bir bütünlük içerisine erişilebilir olarak yerleştirmişti. Meri'nin ya da başka herhangi birinin bundan etkilenmemesi, bununla başa çıkabilmesi, kendi gücüyle karşısında durabilmesi çok zordu. Meri göreceklerinin yol gösterici ayrıntılara ulaşmasında yardımı olabileceğini düşünmese, yine de iradesini kullanarak Kara'nın büyüleyici deneyimini izlemekten vazgeçebilirdi. Bu umutla son kararsızlığını aştı. Kendisini Kara'ya bıraktı.

Kara büyük bir olasılıkla her yerde olan dağıtık ekibiyle birlikte geliştirmiş olduğu özel tasarım bir yatakta sonsuz bir arayış içindeydi. Bedeni sürekli titriyor, tenindeki ürpertilerin sıcaklığı neredeyse görüntülere yansıyordu. Meri Ten'i giymek için bir kez daha büyük bir istek duydu. Kara'nın yaşadıklarını onun gerçekliği içinde hissetmek çok daha anlamlı olmaz mıydı? Riskleri düşününce bu düşünceyi yine aklından sildi.

Kara yalnızdı. Güzelliği ve kışkırtıcılığı aynı kalıyor, yaşı ve görünüşü sürekli değişiyordu. Ergenlikte cinselliğini keşfetmek için kendini arayan bir kız oldu. Sonra ilk deneyimini yaşamak için yanındaki genci okşamaya başladı. Önünde yeni yollar açan daha yaşlı erkeklerle birlikteliklerini, onlardan öğrendiklerini yansıttı. Eriştiği olgunluğu gençlere aktarırken yaptıkları Meri'yi şaşırttı. Ten Sistemi geliştikten sonra kurduğu ilişkilerin bazılarını ise, ne anlaması, ne de kabul etmesi mümkün değildi.

İzledikçe Meri, Kara'nın çaresizliğini ve Met'e niçin böyle ihtiyaç duyduğunu daha iyi anladı. Kara yapabileceklerinin tümünü yapmış, deneyebileceği ne varsa denemiş, bedeniyle birlikte kendisi de her alanda tükenmişti. Kendi sisteminin içine kattıkları ona yeni bir şey veremiyor, yalnızca ondan aldıklarını geri yansıtıyorlardı. Artık yeni bir yaşam da kuramazdı. Met'ten yansıyanlarla son bir yaşam kırıntısı yaratmaya çalışıyordu.

Kara'nın umutsuz kıvranışları ancak Met'i hatırladığı zaman yeni bir yola girebildi. Meri uzun süre onun içinde yükselen ateşin etkisiyle sıklaşan iniltilerini ve nereye yapışacağını bilemeyen dudaklarının, teni üzerinde dolaşan elinin, her noktasına ulaşmaya çalışan parmaklarının, soluğuyla inip kalkan göğüslerinin, yaşanmış ve yaşanmamış deneyimlere ulaşmaya çalışarak açılıp kapanan bacaklarının, bir yerde bir dokunuş arayarak yükselip alçalan kalçalarının, sağa sola öne arkaya aşağı yukarı her yöne dönüp yine de bir rahatlama noktası bulamayan bedeninin hareketlerini izledi. Kara'nın çaresizliği onu da etkiledi. Met'e baktı. Ona dokunmak için büyük bir istek duydu. Beklemesi, ancak Met'in belleğinin geri döneceğinden emin olduğu anda bu son denemeyi yapması gerektiğini düşündü. O anda Kara'nın da kıpırdanışlarına Met'in eşlik etmeye başladığını fark etti. Gördüklerinde ve işittiklerinde bir değişim olmamıştı, Kara'nın aklından geçenlere doğrudan erişimi yoktu, Met'in Kara'nın yaşadıklarına katıldığını Kara'nın gözlerindeki değişimden anlamıştı. Kara üzerinde Met'i görüyor, yalnızlığının deneyimini onunla yaşıyordu. Meri daha önce Venüs'te gördüklerinden ve Kara'nın hareketlerindeki değişimden Met'in etkisini anlayabiliyordu. Kara artık her yerinde Met'i hissediyor, hem Met'e dokunarak onu öpüp okşuyor, hem de Met'in kusursuz yansımalarını kendi bedeninde yaşıyordu. Kara'nın ateşi büyüdükçe Meri de heyecanlandı. Kara'nın kıpırtıları hızlandıkça Meri de hareketlendi. Kara rahatlamaya yaklaşıp dudaklarından bunun habercileri dökülmeye başladığında, Meri de yaşadığı o büyülü anlara eşlik eden olağanüstü sesiyle katılmaktan kendini alamadı. Meri'nin üzerinde yapay bir ten yoktu. Gerçek bir dokunuş yaşamıyordu. Kendisini içindeki özgürlüğe bırakmıştı. Met'i hissediyordu. Her yanına ulaşmasını, sarmasını, onun bir parçası olmasını, bütünleşmelerini istiyor; sevgilerini, yaşamlarının tümünü tüm bedeninde, en duyarlı noktalarında hissediyor; bu his sürekli büyüyor ve Meri'nin sesi Kara'nınkine karışıyordu. İkisi de artık duramayacakları noktadaydılar. Aynı anda rahatladılar. Meri, Kara'nın yüzündeki güzelliği görmekten mutlu oldu. Kendisinin o andaki yüzünü Met'in görmüş olmasını isterdi. Birden Met'in çıkardığı bir sesle irkildi. Birlikte yaşadıkları çok özel bir birlikteliğin sonunda buna benzer bir sesle Meri'yi bir başka boyuta taşımıştı Met.

Met'i geri getirebilecekleri o son denemeyi yapmalarının zamanı gelmiş olabilir miydi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder