Meri, Kara'nın umutsuz
kıvranışlarını görüp izlediği bu kışkırtıcı sahnelere
nasıl ulaştığını bilmiyordu. Önce hemen erişim noktasını
değiştirip gördüklerini unutmayı düşünmüştü. Sonra yine
bilgiden gelecek acılara dayanması gerektiğine karar verdi.
Kara'yı anlayıp onu yenmesine, Met'in ve kendisinin ve belki de
Kara'nın bilinçsiz tutsakları olmuş tüm insanların geleceğini
kurtarması buna bağlı olabilirdi. Geçmişte tarihin asla geri
çevrilmeyeceğine, halkların mutlaka kazanacağına inananlar
olduğunu biliyordu. Bu belki doğruydu ama kontrol
mekanizmalarındaki olağanüstü gelişme ve bunların kişisel
çıkarlar için ele geçirilebilmesi Kara gibi büyük etki
merkezleri yaratmıştı. Bu gelişmeyi zamanında öngören ve Ten
Sistemi'ni doğru anda sunup yaygınlaştırarak önemli bir güç
kazanan Kara şu anda en etkili kişi olmuş, sistemindekilerle
birlikte dışarıda kalanların da geleceğini belirler duruma
gelmişti.
Oysa bu görüntülerde
Kara hiç de rahat ve mutlu görünmüyordu. Aslında yine her
zamanki gibi muhteşemdi. Onun kıpırtılarını görünce Meri yine
etkilenmiş, yaşadıklarını sonuna dek izlemek için kendinden
bile gizlediği bir istek duymuştu. Tüm dünya tarihinde daha güzel
bir beden, daha güzel bir yüz, yaşamın ve cinselliğin bütün
inceliklerini böyle iyi kavramış ve onları yeni katkılarla
sürekli aşan bir bilinç daha bulunabilir miydi? Meri karar
veremedi. Düşüncelerinin bütünlüğünü de daha fazla
koruyamadı. Kendisini Kara'nın deneyimine bıraktı. Bir an aklına
artık bir bedeni bile olmayan, evrenle bağını yalnızca yapay
teniyle kuran bir kadını izlemekte olduğu geldi. Kara'nın o
andaki hareketini görüp çıkardığı sesi duyunca, bu uyarı da
hemen uçup gitti.
Kara'nın bir bedeni yoktu
ama kendini iyi tanıyordu. Tarihten süzdüğü bilgileri; içinin
ve teninin, dünyanın merkezinden uzayın sonsuzluklarına uzanan
evrenin, ulaşılmış ne varsa hepsinin geçmişten geleceğe
taşınan tüm değerli ayrıntılarını toplamış ve bunları
işleyerek anlamlı bir bütünlük içerisine erişilebilir olarak
yerleştirmişti. Meri'nin ya da başka herhangi birinin bundan
etkilenmemesi, bununla başa çıkabilmesi, kendi gücüyle
karşısında durabilmesi çok zordu. Meri göreceklerinin yol
gösterici ayrıntılara ulaşmasında yardımı olabileceğini
düşünmese, yine de iradesini kullanarak Kara'nın büyüleyici
deneyimini izlemekten vazgeçebilirdi. Bu umutla son kararsızlığını
aştı. Kendisini Kara'ya bıraktı.
Kara büyük bir
olasılıkla her yerde olan dağıtık ekibiyle birlikte geliştirmiş
olduğu özel tasarım bir yatakta sonsuz bir arayış içindeydi.
Bedeni sürekli titriyor, tenindeki ürpertilerin sıcaklığı
neredeyse görüntülere yansıyordu. Meri Ten'i giymek için bir kez
daha büyük bir istek duydu. Kara'nın yaşadıklarını onun
gerçekliği içinde hissetmek çok daha anlamlı olmaz mıydı?
Riskleri düşününce bu düşünceyi yine aklından sildi.
Kara yalnızdı. Güzelliği
ve kışkırtıcılığı aynı kalıyor, yaşı ve görünüşü
sürekli değişiyordu. Ergenlikte cinselliğini keşfetmek için
kendini arayan bir kız oldu. Sonra ilk deneyimini yaşamak için
yanındaki genci okşamaya başladı. Önünde yeni yollar açan daha
yaşlı erkeklerle birlikteliklerini, onlardan öğrendiklerini
yansıttı. Eriştiği olgunluğu gençlere aktarırken yaptıkları
Meri'yi şaşırttı. Ten Sistemi geliştikten sonra kurduğu
ilişkilerin bazılarını ise, ne anlaması, ne de kabul etmesi
mümkün değildi.
İzledikçe Meri, Kara'nın
çaresizliğini ve Met'e niçin böyle ihtiyaç duyduğunu daha iyi
anladı. Kara yapabileceklerinin tümünü yapmış, deneyebileceği
ne varsa denemiş, bedeniyle birlikte kendisi de her alanda
tükenmişti. Kendi sisteminin içine kattıkları ona yeni bir şey
veremiyor, yalnızca ondan aldıklarını geri yansıtıyorlardı.
Artık yeni bir yaşam da kuramazdı. Met'ten yansıyanlarla son bir
yaşam kırıntısı yaratmaya çalışıyordu.
Kara'nın umutsuz
kıvranışları ancak Met'i hatırladığı zaman yeni bir yola
girebildi. Meri uzun süre onun içinde yükselen ateşin etkisiyle
sıklaşan iniltilerini ve nereye yapışacağını bilemeyen
dudaklarının, teni üzerinde dolaşan elinin, her noktasına
ulaşmaya çalışan parmaklarının, soluğuyla inip kalkan
göğüslerinin, yaşanmış ve yaşanmamış deneyimlere ulaşmaya
çalışarak açılıp kapanan bacaklarının, bir yerde bir dokunuş
arayarak yükselip alçalan kalçalarının, sağa sola öne arkaya
aşağı yukarı her yöne dönüp yine de bir rahatlama noktası
bulamayan bedeninin hareketlerini izledi. Kara'nın çaresizliği onu
da etkiledi. Met'e baktı. Ona dokunmak için büyük bir istek
duydu. Beklemesi, ancak Met'in belleğinin geri döneceğinden emin
olduğu anda bu son denemeyi yapması gerektiğini düşündü. O
anda Kara'nın da kıpırdanışlarına Met'in eşlik etmeye
başladığını fark etti. Gördüklerinde ve işittiklerinde bir
değişim olmamıştı, Kara'nın aklından geçenlere doğrudan
erişimi yoktu, Met'in Kara'nın yaşadıklarına katıldığını
Kara'nın gözlerindeki değişimden anlamıştı. Kara üzerinde
Met'i görüyor, yalnızlığının deneyimini onunla yaşıyordu.
Meri daha önce Venüs'te gördüklerinden ve Kara'nın
hareketlerindeki değişimden Met'in etkisini anlayabiliyordu. Kara
artık her yerinde Met'i hissediyor, hem Met'e dokunarak onu öpüp
okşuyor, hem de Met'in kusursuz yansımalarını kendi bedeninde
yaşıyordu. Kara'nın ateşi büyüdükçe Meri de heyecanlandı.
Kara'nın kıpırtıları hızlandıkça Meri de hareketlendi. Kara
rahatlamaya yaklaşıp dudaklarından bunun habercileri dökülmeye
başladığında, Meri de yaşadığı o büyülü anlara eşlik eden
olağanüstü sesiyle katılmaktan kendini alamadı. Meri'nin
üzerinde yapay bir ten yoktu. Gerçek bir dokunuş yaşamıyordu.
Kendisini içindeki özgürlüğe bırakmıştı. Met'i hissediyordu.
Her yanına ulaşmasını, sarmasını, onun bir parçası olmasını,
bütünleşmelerini istiyor; sevgilerini, yaşamlarının tümünü
tüm bedeninde, en duyarlı noktalarında hissediyor; bu his sürekli
büyüyor ve Meri'nin sesi Kara'nınkine karışıyordu. İkisi de
artık duramayacakları noktadaydılar. Aynı anda rahatladılar.
Meri, Kara'nın yüzündeki güzelliği görmekten mutlu oldu.
Kendisinin o andaki yüzünü Met'in görmüş olmasını isterdi.
Birden Met'in çıkardığı bir sesle irkildi. Birlikte yaşadıkları
çok özel bir birlikteliğin sonunda buna benzer bir sesle Meri'yi
bir başka boyuta taşımıştı Met.
Met'i geri
getirebilecekleri o son denemeyi yapmalarının zamanı gelmiş
olabilir miydi?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder