2 Ekim 2019 Çarşamba

ALTINCI BOYUT, 26 Kasım 2082, Perşembe

Merilia Kara'nın parmaklarını bedeninde gittikçe daha fazla hissediyordu. İlginçti. Met'in anılarını kendi teninde yaşarken, kendisi ve Metilius hakkında, Kara ve Oriaus hakkında, Ten Sistemi ve Sanal Yaşam Direnişi hakkında, düşünücüler ve hizmet ediciler hakkında, sınırsız kavramlar, fikirler, olgular, uçucu veriler ve dikkatle tasarlanmış bilgi ve diğer birçok tanımlanamayan karmaşık arabağlantı hakkında yeni gerçekler keşfediyordu. Meri kendisinin şimdi varlığını güçlü bir şekilde hissetmekte olduğu altıncı boyut hakkında Met'in bilinçli olarak düşünmüş olmayabileceği halde, onun da zihninde aynı modeli bulmuş ve geliştirmiş olduğundan emindi. Met'in zihhnindeki altı boyut, onun evreni görürken akıllı bakış düşüncesini geliştirmek için kullandığı temel olmuş olmalıydı. Meri Met'in modeli için destek noktaları olmuş olabilecek tarihteki olguları ve bilgi parçalarını biliyordu ama Met'in Teni üzerinden bağlantıları sırasında Met'in modelinin katkısı hakkında pek az bilgisi vardı. Şimdi Met'in ten kayıtlarında saklanmış anılarının içinde çok özel bir noktada, bu modelle bağlantısı olan her ayrıntıyı görebilecek durumdaydı. Bir an sonra, Met'in anılarının karmaşık 6B etkileşim sistemi içinde kayboldu.

Met Kara'nın parmaklarını ne kadardır teninde hissetmekte olduğunu düşündü. Kara'nın Met'in yeni tenini tasarlayıp uyguladığı ilk anda, Met Kara'nın onun varlığı üzerindeki güçlü ve dolaysız temasını hissetmiş ve yaşamıştı. Ten sisteminin özelliklerini ve bireyler üzerindeki etkilerini anlaması bir süre sonra olmuştu. Haz ve acı, Kara'nın zihninden onun tenine geliyordu. Kısa fakat güçlü anı dönemleri çoğunlukla Kara bir bağlantı arzuladığı zamanlarda yaşanıyordu. Ne zaman sıkıldığını hissetse, parmaklarıyla Met'i ziyaret ediyordu. Başlangıçta Met için harika bir duyguydu. Teni, tüm bedeni, zihni ona inanılmaz bir yaratıcılıkla karşılık veriyordu. Duyuları tam olarak eşleşiyordu. Aynı görüntüleri, sesleri, kokuları, tatları ve birbirlerine dokunurlarken tüm dünyayı; kusursuz bir uyum içinde paylaşıyorlardı. Yaşadıkları her deneyim farklıydı, her biri farklı bir ana duyuya ve destekleyen değişken ayrıntılara odaklanıyordu. Uzayda farklı varlık noktalarındaydılar, etkileşimleri belirli bir anda Kara tarafından başlatılıyordu, paylaştıkları ve birbirlerine gönderdikleri duygular yükselmeye başlıyordu, iç ve dış evrenlerini görüşlerinin derinliğine yaslanarak kendilerini ve birbirlerini kontrol ediyorlardı. Tetiklenen değişken program her yeni zirveyi farklı bir zafer seviyesiyle işaretleyerek onları yaşamın müthiş serüvenlerine götürüyordu.

Meri Met ve Kara arasındaki çok özel bir etkileşimi bulmaya çalıştı. Sistemi anlamasına yardımcı olabilecek çok önemli ipuçlarına ulaşabilmeyi umuyordu. Anıların tüm bölümlerinde, Met ve Kara'nın ilişkilerindeki basit gerçeği gizleyen çok fazla ayrıntı vardı. Sonunda Meri, Met ve Kara'nın ikisinin de çok yorgun göründüğü özel bir an yakaladı. Aralarında yalnızca birkaç gerçek ve kendilerine ait etkileşim vardı. Bu yüzden, altı boyutun deneyimlerinde altı boyutun nasıl kullanıldığını izlemek mümkündü. Meri sistemin gücünü görünce şaşırdı. Hayal edebileceği seviyenin çok daha yukarısındaydı. Tüm zamanları ve evrenleri kapsayan bir arıtma sürecinden damıtılan en küçük yaşam damlası gibiydi.

Kara Met'in tenindeki özel bir noktaya dokundu. Meri Met'in dudaklarından gelen sesi duyunca derin bir acı hissetti. Met'in bu sesinin nedeni neydi? Duymakta olduğu acı mıydı, haz mıydı? Kara algoritmadaki kontrol ediciydi. Evrendeki konumlarını, bedenlerinin etkileşim noktalarını, iç ve dış etkinleştirme kaynaklarını, uygulamaların doğasını, acının ve zevkin seviyelerini ve uzunluklarını, bağımsız nesnelerin tiplerini ve ayrıntılarını, sanal ve gerçek etkiler arasındaki dengeyi, maddeciliğin ve ruhsallığın baskınlığı için kararı, basitliğin ve karmaşıklığın etkileşimini seçiyordu. Tüm temel ayrıntılar ve yollar Kara tarafından belirleniyordu. Met onu tatmin edebilmek ve onun onayını kazanabilmek için, yalnızca onun senaryolarını oynamaya çalışıyordu. Bilinen üç boyut ve zaman açıkça görülüyordu. Bu dört kanaldan gelen yansımalar bile Meri'nin duygularını tetiklemek için yeterliydi. Kara ve Met arasındaki tüm temas biçimlerini hissediyordu. Tam olarak onların yaşamış olduklarını yaşıyordu. Met'in parmaklarını kendi parmaklarıymış gibi Kara'nın memelerinde, Kara'nın dudaklarını kendi dudaklarıymış gibi Met'in bacaklarında hissediyordu. Kokularla ve tatlarla, Kara ve Met'in paylaştığı sahnelerden ve seslerden yansıyan arzuyla başka bir dünyadaydı. Fakat çok daha fazlası vardı. Anlaması kolay değildi. tanımlaması zordu, çözmesi olanaksızdı. Erişilebilir olanın arkasında saklanmış karmaşık bir devinim vardı. Sessizdi, görünmezdi, tanımlanamazdı, erişilemezdi, ayırılmıştı ve hissedilemezdi. Uzayın üç boyutundaki bir hareket değildi. Zamanda bir değişim değildi. Temel boyutlardan birindeki veya birkaçındaki bir değişme tipi olarak tanımlanabilecek basit bir beşinci veya altıncı boyut değildi. Görünmezdi. Meri bilinen üç boyutun ve zamanın bile bulanıklaşmakta ve kaybolmakta olduğunu fark etti. Ulaşabildiği her şeyin bir kavrayışına sahip olarak bakıyordu, seyrediyordu, işitiyordu, kokluyordu, tadıyordu, dokunuyor ve dokunuluyordu, düşünüyordu, hissediyordu. Fakat tüm boyutlara ulaşamıyordu. Fark ediyordu ama hissetmiyordu. Görüyordu ama fark etmiyordu. Biliyordu ama yaşamıyordu. Yaşıyordu ama bilmiyordu. Her şey kaybolmuştu. Met, Kara ve Oria artık etkileşim sisteminde görünür değildiler. Meri de kaybolmuştu. Bir geçmişinin ve bir geleceğinin olmadığını hissetti. Her şey Met'in zihnindeydi ve Meri Met'in teninde depolanmış zihninin içindeki bir sonlandırma noktasına ulaşmıştı.

Meri 6B Görüntü Sistemi içindeki altı boyutun neye karşılık gelebileceğinden tam olarak emin değildi. Met'le konuşabilmeyi ve Met'in zihnindeki Meri'nin etkileşim algoritmalarıyla işlenmiş derin bilgilere dayanarak modelin tatmin edici bir çözümlemesine ulaşmak için onunla tartışabilmeyi çok isterdi. Derin bir acı duydu. Hiçbir korkusu olmadan Met'e sarılabileceği, zihinlerinde hiçbir gölge olmadan birbirleriyle konuşup özgürce birlikte yaşayabilecekleri günden hâlâ çok uzak olduğunu düşündü. Met'in modelinden öğrenmiş oldukları Meri'ye belli belirsiz, ama açıkça görünür bir umut vermişti. Altı boyut son ipucu, Met'in anılarına ve insanlığın geleceğine açılan kapı olabilir miydi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder