Merilia Kara'nın
parmaklarını bedeninde gittikçe daha fazla hissediyordu. İlginçti.
Met'in anılarını kendi teninde yaşarken, kendisi ve Metilius
hakkında, Kara ve Oriaus hakkında, Ten Sistemi ve Sanal Yaşam
Direnişi hakkında, düşünücüler ve hizmet ediciler hakkında,
sınırsız kavramlar, fikirler, olgular, uçucu veriler ve dikkatle
tasarlanmış bilgi ve diğer birçok tanımlanamayan karmaşık
arabağlantı hakkında yeni gerçekler keşfediyordu. Meri
kendisinin şimdi varlığını güçlü bir şekilde hissetmekte
olduğu altıncı boyut hakkında Met'in bilinçli olarak düşünmüş
olmayabileceği halde, onun da zihninde aynı modeli bulmuş ve
geliştirmiş olduğundan emindi. Met'in zihhnindeki altı boyut,
onun evreni görürken akıllı bakış düşüncesini geliştirmek
için kullandığı temel olmuş olmalıydı. Meri Met'in modeli için
destek noktaları olmuş olabilecek tarihteki olguları ve bilgi
parçalarını biliyordu ama Met'in Teni üzerinden bağlantıları
sırasında Met'in modelinin katkısı hakkında pek az bilgisi
vardı. Şimdi Met'in ten kayıtlarında saklanmış anılarının
içinde çok özel bir noktada, bu modelle bağlantısı olan her
ayrıntıyı görebilecek durumdaydı. Bir an sonra, Met'in
anılarının karmaşık 6B etkileşim sistemi içinde kayboldu.
Met Kara'nın parmaklarını
ne kadardır teninde hissetmekte olduğunu düşündü. Kara'nın
Met'in yeni tenini tasarlayıp uyguladığı ilk anda, Met Kara'nın
onun varlığı üzerindeki güçlü ve dolaysız temasını
hissetmiş ve yaşamıştı. Ten sisteminin özelliklerini ve
bireyler üzerindeki etkilerini anlaması bir süre sonra olmuştu.
Haz ve acı, Kara'nın zihninden onun tenine geliyordu. Kısa fakat
güçlü anı dönemleri çoğunlukla Kara bir bağlantı arzuladığı
zamanlarda yaşanıyordu. Ne zaman sıkıldığını hissetse,
parmaklarıyla Met'i ziyaret ediyordu. Başlangıçta Met için
harika bir duyguydu. Teni, tüm bedeni, zihni ona inanılmaz bir
yaratıcılıkla karşılık veriyordu. Duyuları tam olarak
eşleşiyordu. Aynı görüntüleri, sesleri, kokuları, tatları ve
birbirlerine dokunurlarken tüm dünyayı; kusursuz bir uyum içinde
paylaşıyorlardı. Yaşadıkları her deneyim farklıydı, her biri
farklı bir ana duyuya ve destekleyen değişken ayrıntılara
odaklanıyordu. Uzayda farklı varlık noktalarındaydılar,
etkileşimleri belirli bir anda Kara tarafından başlatılıyordu,
paylaştıkları ve birbirlerine gönderdikleri duygular yükselmeye
başlıyordu, iç ve dış evrenlerini görüşlerinin derinliğine
yaslanarak kendilerini ve birbirlerini kontrol ediyorlardı.
Tetiklenen değişken program her yeni zirveyi farklı bir zafer
seviyesiyle işaretleyerek onları yaşamın müthiş serüvenlerine
götürüyordu.
Meri Met ve Kara
arasındaki çok özel bir etkileşimi bulmaya çalıştı. Sistemi
anlamasına yardımcı olabilecek çok önemli ipuçlarına
ulaşabilmeyi umuyordu. Anıların tüm bölümlerinde, Met ve
Kara'nın ilişkilerindeki basit gerçeği gizleyen çok fazla
ayrıntı vardı. Sonunda Meri, Met ve Kara'nın ikisinin de çok
yorgun göründüğü özel bir an yakaladı. Aralarında yalnızca
birkaç gerçek ve kendilerine ait etkileşim vardı. Bu yüzden,
altı boyutun deneyimlerinde altı boyutun nasıl kullanıldığını
izlemek mümkündü. Meri sistemin gücünü görünce şaşırdı.
Hayal edebileceği seviyenin çok daha yukarısındaydı. Tüm
zamanları ve evrenleri kapsayan bir arıtma sürecinden damıtılan
en küçük yaşam damlası gibiydi.
Kara Met'in tenindeki özel
bir noktaya dokundu. Meri Met'in dudaklarından gelen sesi duyunca
derin bir acı hissetti. Met'in bu sesinin nedeni neydi? Duymakta
olduğu acı mıydı, haz mıydı? Kara algoritmadaki kontrol
ediciydi. Evrendeki konumlarını, bedenlerinin etkileşim
noktalarını, iç ve dış etkinleştirme kaynaklarını,
uygulamaların doğasını, acının ve zevkin seviyelerini ve
uzunluklarını, bağımsız nesnelerin tiplerini ve ayrıntılarını,
sanal ve gerçek etkiler arasındaki dengeyi, maddeciliğin ve
ruhsallığın baskınlığı için kararı, basitliğin ve
karmaşıklığın etkileşimini seçiyordu. Tüm temel ayrıntılar
ve yollar Kara tarafından belirleniyordu. Met onu tatmin edebilmek
ve onun onayını kazanabilmek için, yalnızca onun senaryolarını
oynamaya çalışıyordu. Bilinen üç boyut ve zaman açıkça
görülüyordu. Bu dört kanaldan gelen yansımalar bile Meri'nin
duygularını tetiklemek için yeterliydi. Kara ve Met arasındaki
tüm temas biçimlerini hissediyordu. Tam olarak onların yaşamış
olduklarını yaşıyordu. Met'in parmaklarını kendi parmaklarıymış
gibi Kara'nın memelerinde, Kara'nın dudaklarını kendi
dudaklarıymış gibi Met'in bacaklarında hissediyordu. Kokularla ve
tatlarla, Kara ve Met'in paylaştığı sahnelerden ve seslerden
yansıyan arzuyla başka bir dünyadaydı. Fakat çok daha fazlası
vardı. Anlaması kolay değildi. tanımlaması zordu, çözmesi
olanaksızdı. Erişilebilir olanın arkasında saklanmış karmaşık
bir devinim vardı. Sessizdi, görünmezdi, tanımlanamazdı,
erişilemezdi, ayırılmıştı ve hissedilemezdi. Uzayın üç
boyutundaki bir hareket değildi. Zamanda bir değişim değildi.
Temel boyutlardan birindeki veya birkaçındaki bir değişme tipi
olarak tanımlanabilecek basit bir beşinci veya altıncı boyut
değildi. Görünmezdi. Meri bilinen üç boyutun ve zamanın bile
bulanıklaşmakta ve kaybolmakta olduğunu fark etti. Ulaşabildiği
her şeyin bir kavrayışına sahip olarak bakıyordu, seyrediyordu,
işitiyordu, kokluyordu, tadıyordu, dokunuyor ve dokunuluyordu,
düşünüyordu, hissediyordu. Fakat tüm boyutlara ulaşamıyordu.
Fark ediyordu ama hissetmiyordu. Görüyordu ama fark etmiyordu.
Biliyordu ama yaşamıyordu. Yaşıyordu ama bilmiyordu. Her şey
kaybolmuştu. Met, Kara ve Oria artık etkileşim sisteminde görünür
değildiler. Meri de kaybolmuştu. Bir geçmişinin ve bir
geleceğinin olmadığını hissetti. Her şey Met'in zihnindeydi ve
Meri Met'in teninde depolanmış zihninin içindeki bir sonlandırma
noktasına ulaşmıştı.
Meri 6B Görüntü Sistemi
içindeki altı boyutun neye karşılık gelebileceğinden tam olarak
emin değildi. Met'le konuşabilmeyi ve Met'in zihnindeki Meri'nin
etkileşim algoritmalarıyla işlenmiş derin bilgilere dayanarak
modelin tatmin edici bir çözümlemesine ulaşmak için onunla
tartışabilmeyi çok isterdi. Derin bir acı duydu. Hiçbir korkusu
olmadan Met'e sarılabileceği, zihinlerinde hiçbir gölge olmadan
birbirleriyle konuşup özgürce birlikte yaşayabilecekleri günden
hâlâ çok uzak olduğunu düşündü. Met'in modelinden öğrenmiş
oldukları Meri'ye belli belirsiz, ama açıkça görünür bir umut
vermişti. Altı boyut son ipucu, Met'in anılarına ve insanlığın
geleceğine açılan kapı olabilir miydi?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder